(1086 S. K. m. 180)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.10.2002 tarih ve 2002/290-2002/642 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla (...) görüşülüp düşünülmüş:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı S.S. Sefaköy Doğuş Konut Yapı Kooperatifi'nde sahibi olduğu 6 adet daire ve 1 adet dükkanı 25.07.2000 tarihinde davalıya devrettiğini, davalının ise devir bedelini ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile yapılan devrin koşula bağlandığını, taşınmazların henüz bitmediğini ve kooperatiften gelecek eskiye veya yeniye ait tüm akçalı taleplerden davacının sorumlu olacağını, kooperatifin müteahhidi olan davacının kooperatiften alacaklı olduğunu, kooperatifin gerek davalıya devri yapılan ve gerek davacıya ait olarak uhdesinde kalan tüm bölümlere ilişkin taleplerinin, alacaklı olan davacı alacaklarına mahsup edilerek ödeneceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, HUMK' nun 180 inci maddesi gereğince kanıtlarını sunması için 10 günlük kesin süre verildiği, davacı vekilinin ara kararını yerine getirmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkiline ait olan kooperatif hisselerinin davalıya devredildiğini, ancak bedelin ödenmediğini ileri sürerek, devir bedelinin tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, 27.03.2002 havale tarihli cevap dilekçesinde, hisse devrini kabul etmekle beraber, bedelin ödenmesinin koşula bağlı olduğunu savunmuştur. Davalı vekilinin bu ikrarı karşısında, bedelin davacıya ödenmesinin koşula bağlı olduğunu ve bahsedilen koşulun gerçekleşmediğini ispat etme yükümlülüğü davalı tarafta bulunmaktadır. Mahkemece, cevap dilekçesindeki davalı taraf beyanları ikrar kabul edilerek, kanıtlarını sunması için davalı tarafa süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat külfetinin davacı tarafa yüklenerek, yazılı gerekçelerle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy