(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mahmudiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.01.2003 tarih ve 2002/38 - 2003/6 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının kooperatife olan borcu için girişilen icra takibinde 1.000.000.000.-TL. lık asıl alacak kısmı ve tüm alacağın takip tarihine kadar işlemiş faizine itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalının kooperatife olan sulama borcundan dolayı 575.000.000.-TL ödeme yaptığı ve bakiye borcun 3.885.673.000.-TL olduğu, ancak 08.04.2000 tarihli genel kurul kararı gereğince borcun ödenmesi için 15 günlük ödeme süresi öngören karara uygun olarak ihbar yapılmadığı gibi, borç tahakkuklarının süre ve miktar bakımından kesinlik kazanmadığı, bu nedenle borçlunun kabul ettiği 3.885.673.000.-TL asıl alacak ve dava tarihine kadar işlemiş faiz miktarı olan 803.099.000.-TL üzerinden takibin devamına, itiraz edilen 59.143.000.-TL asıl alacak farkının % 40, oranında inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacının takip talebinde davalıdan istediği asıl alacak miktarı 4.826.530.000.-TL'dir. Davalı bu miktarın 3.826.530.000.-TL. sını kabul etmiş, bakiye 1.000.000.000.-TL ile işlemiş faize itirazda bulunmuştur. Mahkemece, itiraz edilen kısmın 575.000.000.-TL. sının ödendiği benimsenmiş ancak bakiye 425.000.000.-TL. lık kısım için itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken, daha düşük bir miktar için itirazın iptaline hükmedilmiştir. O halde kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
2- İİK. nun 67 nci maddesine dayanılarak açılan itirazın iptali davasında değerlendirmenin takip tarihi itibariyle yapılması gerekir. Mahkemece, kararın gerekçe bölümünde davalı borçlunun takipten önce temerrüdünün olmadığı belirtilerek takip tarihine kadar işlemiş faizden sorumlu tutulamayacağı, takipten sonrası için de % 60 yasal faiz istenebileceği benimsenmiş olmasına rağmen, hüküm kısmında takip tarihinden dava tarihine kadar işlemiş 803.099.000.-TL yasal faiz üzerinden takibin sürdürülmesine hükmedilerek gerekçe ile hüküm fıkrasında çelişki oluşturulmuştur. Zira, hüküm kısmında takibin hangi faiz oranı üzerinden yürütüleceği belirtilmemiş olup, infaz aşamasında takipte istenen oran mı, karar gerekçesinde gösterilen oran mı uygulanacağı konusunda tereddüt oluşturacak nitelikte hüküm kurulmuştur. O halde davacı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazının da kabulü gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy