(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mahmudiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.01.2003 tarih ve 2002/27 - 2003/4 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili kooperatifin üyesi olan davalının kooperatife ait su kuyularından sulama yapmasına rağmen borcunu ödemediğini, tahsil için başlatılan icra takibinin 350.000.000.-TL kısmının itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptalini, 197.609.159.-TL işlemiş faiz yönünden takibin devamını, % 40 icra-inkar tazminatına hükmedilmesini, icra takibinin % 141.6 faiz oranı üzerinden devamını talep ve dava etmiştir.
Davalı, duruşmada borçlarını ödediğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının alacağını usulüne uygun belge ile kanıtlayamadığı, borç tahakkuklarının süre ve miktar bakımından kesinlik bulunmadığı gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile takibin toplam 464.364.946.-TL (384.832.000.-TL asıl alacak, 79.532.946.-TL işlemiş faiz) üzerinden sürdürülmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, İİK. nun 67 nci maddesi uyarınca, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı taraf, aleyhinde başlatılan icra takibi sonrasında işlemiş faiz miktarına ve işleyecek faiz oranına itiraz etmiştir. Mahkemece, kararın gerekçe bölümünde asıl alacağa takip tarihinden itibaren %60 oranında yasal faiz yürütülmesi gerektiğini açıklandıktan sonra, kararın hüküm fıkrasında bu konuda bir karar verilmeyerek, kararın gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmıştır. HUMK. nun 388 nci maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca, kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir. Kararın, hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir. Mahkemece, anılan Yasa hükmüne aykırı olarak, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy