(1163 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karabük Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 06.02.2003 tarih ve 200/86 - 2003/50 sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, dava konusu meblağ 800.000.000.-TL. nin altında bulunduğundan HUMK. nun 3156 sayılı kanunla değişik 438 nci maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi V. Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin ortağı bulundukları davalı kooperatiften istifa ederek ayrıldıklarını, her bir müvekkilinin alacağının 379.000.000.-TL olarak tespit edildiğini her bir müvekkil için faizsiz 134.000 000.-TL'şer paranın banka hesabına yatırıldığını, istifadan sonra toplanan genel kurulda çıkma paylarını iki bilanço yılı içinde iki ayrı taksitte almalarının kararlaştırıldığını, ayrıca bilançonun gerçeği yansıtmadığını ve genel kurulun iptali için dava açma haklarının bulunmadığını ileri sürerek, her bir müvekkili için 245.000.000.-TL'şer den toplam 1.960.000.000.-TL'nin 26.02.1998 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların davalı kooperatifin tüm malvarlığını paraya çevirmek suretiyle paylarını almak istediklerini, bu isteğin ana sözleşmeye aykırı olduğunu, yaptırdıkları tespiti kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlar ve yaptırılan bilirkişi incelemesine göre, davacıların ortaklıktan ayrılıp, istifalarının kabulünden sonra toplanan genel kurulda çıkma paylarının iki eşit taksitte ödenmesine karar verilmiş ise de, davacıların çıkmalarından sonra alınan genel kurul kararlarını iptal yetkilerinin bulunmadığı, bu durumda böyle bir kararın haklarında uygulanmasının objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, kooperatif kayıtlarına göre, davacılardan her birinin çıkma payının 330.000.000.-TL olarak belirlendiği daha önce hesaplarına yatan miktarın düşülmesi ile isteyebilecekleri meblağın 169.525.885.-TL'şer olarak hesaplandığı gerekçesiyle, toplam 1.572.207.080.-TL nin temerrüt tarihi olan 26.02.1998 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tüketim kooperatifi üyeliğinden çıkma nedeniyle çıkma payının tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık çıkma payının hesaplanma biçimi noktasında toplanmaktadır.
Davacı taraf çıkma payının kooperatifin tüm öz varlığı, aktifleri ve pasifleri gözönüne alınarak hesaplanması gerektiğini iddia etmekte, davalı taraf ise çıkma payının sermaye katılım payı ile gelir gider farkından doğan ve dağıtımına karar verilen miktar olarak hesaplanacağını savunmaktadır.
Mahkemece, davacı iddiası doğrultusunda hesaplama yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kooperatifler Kanunu'nun 17 nci maddesine göre, kooperatiften çıkan veya çıkarılan ortakların kooperatif varlığı üzerinde hakları olup olmadığı ve bu hakların nelerden ibaret olduğu ana sözleşmede gösterilir, çıkan veya çıkartılan ortağın sermaye ve mevduatından kısmen veya tamamen yoksun kalacağı hakkındaki şartlar ise hükümsüzdür.
Davalı tüketim kooperatifin ana sözleşmesinin 60 ncı maddesinde yedek akçeler ayrıldıktan sonra müspet gelir gider farkının tamamen veya bir kısmının ortakların muameleleri oranında risturn olarak dağıtılabileceği, 15 nci maddesinde ise, devir dışında bir nedenle ortaklığı sona erenlerin sermaye ve diğer alacakların o yılın bilançosuna göre hesaplanarak, bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde geri verileceği öngörülmüştür.
Açıklanan düzenlemeler doğrultusunda, davalı kooperatif ana sözleşmesine göre, kooperatif üyelerinin gelir gider farkı dışında kooperatif varlığı üzerinde hakkı bulunmayan üyelerin çıkma payının tüm kooperatif malvarlığı, aktif ve pasifi göz önüne alınarak, adeta tasfiye payı niteliğinde bir hesaplama biçimiyle belirlenmesi yerinde olmadığından, belirtilen ilkeler doğrultusunda davacıların çıkma paylarının hesaplanması yerine, yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmadığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy