(6762 S. K. m. 400) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 27.03.2002 tarih ve 2001/453-2003/169 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.01.2004 günde taraf vekilleri tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan, dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin murisi Yaşar Kuşgöz'ün davalı A.Ş. lerin %25 oranında paydaşı olduğunu,mirasçılar arasında taksim sözleşmesi olmadığı halde 29.06.2000 tarihinde yönetim kurulu kararları ile her mirasçıya %6.25 şirket payı isabet ettiği varsayılarak kayıt ve deftere geçirildiğini, payın bölünmezliği kuralı karşısında payların bölünmüş şekli ile tescilinin hukuka aykırı ve sakat olduğunu, bir kanuni mümessil ve kayyım vasıtasıyla temsillerinde yasal zorunluluk bulunduğunu, bu nedenle bu işlemlerden sonra toplanan 1999 ve 2000 yılları olağan genel kurul kararlarının hükümsüzlüğünün tesbiti ile, şirket defter ve kayıtlarının düzeltilmesini, iştirak halinde %25 muris paylarına vaki muarazanın önlenmesini talep ve dava etmiş, birleştirilen davada da, aynı iddialarla birlikte, davalı şirketlerin bu yasal zorunluluklara uymadan yaptığı genel kurullarda sermaye yapısına, karın dağıtımına, yönetim organlarının ibrasına dair bir dizi kararlar alındığını, oysa bu kararların hükümsüz olması nedeniyle bu genel kurullarda seçilen yönetimlerin organ vasfı kazanmadığını, ibralarda kullanılan oyların yeter sayıda olmadığını, ibra edilenlerin oy kullanamayacağını, bu uygulama sonucunda müvekkilinin %10 nun altında kalan oyu ile azınlık haklarından dahi mahrum edildiğini ileri sürerek, 05.07.2002 tarihli genel kurul kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, ayrı tüzel kişilere karşı tek bir dava açılamayacağından öncelikle davaların tefriki gerektiğini, davaların süresinde açılmadığını, 1999 tarihli genel kurula katılan davacının muhalefetini zapta geçirmediğini,mirasçıların isteği ile miras payları oranında adlarına tescil edildiğini, her mirasçının ayrı ayrı pay sahibi olduğu konusunda yargı kararları bulunduğunu, davacının hükümsüzlük talebinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu savunarak, davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlara göre, davaların niteliği gözönünde bulundurularak ayrılmalarının usul ekonomisine uygun görülmediği, davalı A.Ş.lerin ortağı olan Yaşar Kuşgöz'ün ölümü üzerine mirasçıların talebi ile şirketteki payının miras payları oranında şirket pay defterine kayıtla ortaklıklarının kabul edildiği ve şirketlerin paydaşlık durumunun buna göre belirlendiği,davacının Ankara 16. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne açtığı Tereke davasında murisin şirketteki paylarının tereke dışı tutulmasına karar verildiği, davalı üç şirketin 10.07.2000 tarihinde toplanan 1999 yılı olağan genel kurul toplantılarına davacı dahil tüm ortakların katıldığı,tüm kararların oybirliği ile alındığı, 18.07.2001 tarihinde yapılan 2000 yılı olağan genel kurul toplantılarına davacının davete karşın katılmadığı, davacının 05.07.2002 tarihinde yapılan genel kurullara vekil aracılığıyla katıldığı ve tüm kararlara muhalif kaldığı, TTK'nun 400 ncü maddesinde payın bölünmezliği esası getirilmiş ve bazı ortakların pay sahipliğini yitirmesi söz konusu ise pay sahibinin işleme muvafakatı şart koşulmuş ise de, somut olayda tüm mirasçıların pay sahipliğinin korunduğu,davalı şirketlerin iptali istenen üç genel kurulunda toplantı ve karar yeter sayılarının mevcut olduğu,yönetim ve denetim kurullarının görevlerinden doğan usulsüzlüklerin ileri sürülmediği, 2002 yılı olağan genel kurulundan önce şirketlerin itibari hisse değerinin 1.000.000 TL'ye indirildiği, yapılan bu indirimle payın bölünmezliği iddiasının ortadan kalktığı, davacının 1999 yılı genel kurul toplantısına bizzat katılarak muvafakat verdiği, yapılan işleme uzun süre sessiz kaldığı, davacı ve müşterek mirasçıların toplam oy tutarının genel kurul toplantı ve karar nisabını etkileyecek oranda olmadığı, yokluk ve butlan koşullarının oluşmadığı, davacının sırf genel kurullarda kesirli hisse ile temsil olunamayacağı, bunun mutlak hükümsüzlük hallerinden olduğu iddiasının MK'nun 2nci maddesindeki dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığı, azınlık haklarının ihlaline davacı ve diğer mirasçıların zararına yönelik bir karar oluşturulmadığı, iddianın mutlak butlan kapsamı dışında kalan sakatlık hallerinden olduğu, bu durumda da, 1999 yılı genel kuruluna muhalefet bulunmadığı ve buna karşı süresinde dava açılmadığı, 2000 ve 2001 olağan genel kurullarının iptali için yasal şartların bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, taraflar duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücreti takdirine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 4.200.000 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 29.01.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy