(2918 S. K. m. 99) (6762 S. K. m. 1269, 1270)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Küçükçekmece Asliye 3.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.12.2002 tarih ve 2001/613 - 2002/2059 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi P. Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko poliçesi ile sigortalı olduğu esnada hasarlanarak pert olduğunu, meydana gelen kazada müvekkilinin ve eşinin yaralandığını bedensel zararların da sigorta kapsamında olduğunu ayrıca aracın çekme ücretinin de sigorta kapsamında bulunduğunu ancak yapılan ihtara rağmen davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek, kaza tarihinden itibaren işlemiş faiziyle birlikte araç bedeli olan 10.183.000.000.- TL ile tedavi gideri karşılığı 732.908.000.-TL ve çekme ücreti olan 100.000.000.-TL toplamı 11.015.908.000.-TL tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait aracın müvekkili şirkete kasko poliçesiyle sigortalı olduğunu ancak poliçede dain i mürtehin kaydı bulunduğundan davacının dava açma hakkının olmadığını, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu ve riziko tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulüne, 2.750.000.000.-TL. sının dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kasko sigorta sözleşmesinden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacıya ait aracın davalı şirket nezdinde kasko poliçesi ile sigortalı olduğu ve dava dışı D. Bankası M. Şubesi'nin dain ve mürtehin olarak poliçede gösterildiği anlaşılmakla, sigortalı araç üzerinde dain ve mürtehinin de menfaati bulunduğundan hasar tazminatını talep etmeye hakkı bulunmaktadır. Bu nedenle sigortalının talep ettiği tazminat dain ve mürtehinin muvafakati olmadan ödenemez. Buna göre, davanın dain ve mürtehine ihbar edilerek, muvafakati olup olmadığının belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu husus yerine getirilmeden yargılamaya devam olunarak esas hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Kabul şekline göre de, dava dilekçesinde sadece araç bedeli değil, tedavi giderleri ve aracın yetkili servise çekilmesi için yapılan masraf da talep edilmiştir. Mahkemece verilen karar yalnızca hasarlanan araç bedeline ilişkin olup, talep edilen tedavi giderleri ve çekme ücreti konusunda mahkemece olumlu ya da olumsuz herhangi bir karar verilmemiş olması da doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca, davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde riziko sırasında aracın gerçek değerinin altında kalan bilirkişi raporundaki 5.250.000.000.-TL üzerinden hesaplama yapılması doğru olmamıştır. Diğer yandan, hasarlı aracın davacının elinde mi yoksa sigorta şirketine mi bırakıldığı hususları da açıklığa kavuşturulmadan sovtaj değerinin düşülmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4- Öte yandan, dava dilekçesinde araç bedeli için kaza tarihinden itibaren hesapladığı faizi de talep etmiştir. Sigortacının temerrüt tarihinin belirlenmesi amacıyla mahkemece, rizikonun gerçekleştiğinin davacı tarafından davalı şirkete ihbar edildiği tarihin tarafların bu konudaki delillerine dayalı olarak saptanması gerekmektedir.
Somut olayda, 9 Nisan 2001 tarihinde noter kanalıyla gönderdiği ihtarnamede davacı poliçe gereğince ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiğini, hasarın ödenmesi konusunda yaptığı tüm girişimlerin sonuçsuz kaldığını belirterek ihtarnamenin tebliğinden itibaren 2 işgünü içerisinde araç bedelinin ödenmesini, aksi takdirde mütemerrit duruma düşüleceğini bildirmiş olmasına göre, ihtarnamenin tebliğ tarihinin araştırılarak ihtarnamedeki önelin de eklenmesi suretiyle temerrüt tarihinin belirlenerek, hükmolunan araç bedeli için bu tarihten faize karar verilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1, 2, 3 ve 4 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy