(6762 S. K. m. 1301/2) (818 S. K. m. 104/3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.12.2002 tarih ve 2002/561 - 2002/922 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının kullandığı müvekkilinin zorunlu trafik sigortasının yaptığı aracın karıştığı kazada zarar gören 3 ncü şahsa zararının ödendiğini, davalı sürücünün kaza yerinden kaçarak rücu hakkını ortadan kaldırdığını, aracın işleteni ile birlikte davalı aleyhine girişilen icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, olay yerini terk etmediğini, trafik görevlilerinin gecikmesi sonucu trafiği aksatmamak için kazaya karışan diğer sürücü ile anlaşarak aracı yakındaki açık otoparka çektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davalının kabulüne, itirazın iptaline, inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1- Dava, 3 ncü şahsa ödenen sigorta tazminatının, rücu hakkını ortadan kaldırdığı iddiasıyla sigortalı aleyhine açılmış alacak davasıdır. Davacı, davalıya ait aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısıdır.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi'nde sigortalıya rücu edilebilmesi TTK. nun 1301/2 nci maddesinde düzenlenmiştir. Anılan yasa hükmüne göre, sigortalı, sigortacıya intikal eden haklarını ihlal edecek bir hal ve harekette bulunursa sigortacıya karşı sorumlu olur.
Somut olayda rücu hakkının dayanağı olarak zararı oluşturan olay tamamen sigortalının kusuru nedeniyle oluşmuştur. Davacı sigorta şirketi, sigortalının olay yerini terk etmesi nedeniyle, TTK. nun 1301/2 nci maddesindeki yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüş ise de, dosya içeriğine göre davalının olay sonrasında kolluk güçlerine ifade verdiği ve kaza tutanağına uyan beyanı ile de kusurun tamamının kendisinde olduğunu belirtmiştir. Salt olay yerinde bulunmamak sigortacının kendi sigortalısına rücu hakkını vermez. O halde davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
2- Kabul şekline göre de itirazın iptaline karar verilen icra takibinde asıl alacak ve işlemiş faiz toplanarak yeniden faiz yürütülmesi istenmiş, mahkemece BK. nun 104/son hükmü gözetilmeden faize faiz yürütülecek şekilde hüküm kurulmuştur. Kararın bu nedenle dahi bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy