(6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 13.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.09.2002 tarih ve 2002/213 - 2002/936 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket nezdinde zorunlu trafik sigortası temin edilen davalılardan T.'ın maliki, diğer davalının sürücüsü bulunduğu aracın alkollü kullanımı nedeniyle 3.şahsa ait araca çarparak hasarlanmasına neden olduğunu, 3.şahsa ödenen tazminatın poliçe genel şartlarının 4.d maddesi uyarınca sigortalısına rücu haklarının bulunduğu gerekçesiyle, 260.000.000.- TL'nin ödeme tarihi olan 02.11.2000 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, kaza esnasında sürücünün alkollü olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davanın rucüen tazminat davası olup davalıların %100 kusurlu olması karşısında alkollü veya alkolsüz olmalarının durumu değiştirmeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 258.700.000.- TL'nin 23.06.2001 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, zorunlu trafik sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davalı şirket vekili poliçe genel şartlarının, zorunlu trafik sigorta poliçesini yapmış bulundukları aracın alkollü sürücü tarafından kullanılması sırasında meydana gelen hasarın sigortalıya rücu imkanı verdiğini savunmuştur.
Bir özel hukuk ilişkisi olan sigorta sözleşmesinin sigortacının işletene rücu hakkını düzenleyen zorunlu trafik sigortası genel şartlarının 4/d. maddesine göre taşıtın alkollü içki almış ve bu nedenle aracı güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişi tarafından kullanılması sırasında verilen zararlarda sigortacının sigortalı araç işletenine rücu hakkı bulunmaktadır. Bu durumda, sigortacı ile akdi ilişki içerisinde bulunmayan davalı sigortalı dışındaki sürücüye davacı sigortacının rücu hakkının bulunmamaktadır. Bu durumda davalılardan Nurettin hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken bu davalı hakkında yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Öte yandan, yukarıda da açıklanmaya çalışıldığı üzere, davacı sigortacının sigortalısına poliçe genel şartlarının 4/d maddesi uyarınca rücu hakkının bulunabilmesi için ön koşul sigortalı araç sürücüsünün alkollü araç kullanması esnasında rizikonun gerçekleşmiş olması gerekip, dosyada mevcut Adli Tıp raporuna göre davalı araç sürücüsünün, daha önceden azda olsa alkol aldığına dair dilekçesi var ise de, kaza anında alkolsüz bulunması karşısında, davanın sigortalı T. yönünden dahi davanın reddine karar verilmesi gerekirken, sigortacıya sigortalısına karşı rücu imkanı tanımadığı halde salt sürücünün kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş olması yanlış olmuş ve kararın açıklanan nedenle davalı T. yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy