(6762 S. K. m. 1264, 1269, 1270, 1273) (2918 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gaziantep Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.04.2003 tarih ve 2002/508-2003/236 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili tarafından davalıya kasko sigorta poliçesiyle sigorta ettirilen aracın, bir kazada hasarlanmasına rağmen davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek, 6.000.000.000 liranın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sigortalı olmadığını, sigorta ettiren sıfatıyla dava açma hakkının bulunmadığını savunarak, öncelikle bu nedenle davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, dava dışı Abdullah'ın maliki olduğu aracı, müvekkilinin haricen satın aldıktan sonra, davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigorta ettirdiğini, TTK. nun 1269 ncu madde hükmü uyarınca, müvekkilinin malın muhafazasında hakikaten menfaati olan kimse olarak, dava hakkının bulunduğunu 23.10.2002 havale tarihli dilekçede ileri sürmüştür. Poliçede ise, Abdullah sigortalı, davacı Halit ise, sigorta ettiren olarak yer almıştır. Davalı vekili ise, sigorta ettirenin değil, lehine sigorta yapılan sigortalının dava açabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, esasa girilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, kasko sigortası esas itibariyle bir mal sigortası olduğundan, sigorta sözleşmesinin kurulmasında sigorta ettirenin menfaatinin bulunması zorunludur. Bu menfaatin ayrıca yasal bir menfaat olması gerekir. Bir kimsenin sigortalı mal üzerinde gerçekten bir menfaati bulunmazsa o malı fiilen sigorta ettirmiş olsa dahi riziko halinde o şeyin hasarlanmasından dolayı tazminat istenmesi mümkün değildir. Bir menfaat olmaksızın yapılan sigortalar TTK. nun 1264/II. Maddesi uyarınca batıldır. Bu hüküm emredici nitelikte bir hükümdür.
TTK. nun 1269 ncu maddesi, mal üzerinde ekonomik menfaati olan malikle birlikte malike karşı mal nedeniyle borçlular, acente, kiracı, komisyoncu ve malın muhafazasından hukuken menfaati olan kimselerin, bu menfaatlerini sigorta ettirilebileceğini öngörmüştür. Madde metninden de anlaşılacağı gibi bir menfaatin sigortalanabilmesi için ekonomik bir menfaat olması, bu menfaatin hukuken geçerli olması ve nihayet halihazır veya müstakbel bir menfaat olması gerekir. (Dr. Iur. I. Saykan-Sigorta Konusu Menfaat-Ankara 1999-sayfa 60-61)
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 20/D maddesine göre tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, aracın motorlu taşıtlar vergisi borcu bulunmadığına dair belgenin ibrazı halinde araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak noterce yapılır. Noterce yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir.
Somut olayda, değinilen bu hüküm karşısında, davacılardan harici satış işlemi ile alıcı konumundaki davacının araç üzerinde hukuken bir menfaatinin bulunduğunu kabul etmek mümkün değildir. Maddede her türlü devirler de geçersiz denildiğine göre, bu davacının araç üzerinde hali hazır veya müstakbel menfaati olduğunu da mal sigortası ilkelerine nazaran kabul etmek mümkün değildir. TTK. nun 1270 nci ve 1273 ncü madde koşulları da mevcut değildir. Esasen, davacı bu madde hükümlerine dahi dayanmamıştır.
Mülkiyet hakkına dayalı menfaat sahipliği iddiasının, yasanın öngördüğü resmi şekle uygun bir satım yapılmadıkça, araç maliki olarak kayıtlarda gözüken şahıs dışında bir kimse tarafından ileri sürülmesi mümkün görülmeyecektir. Çünkü araç üzerindeki menfaat sahipliği iddiası, satış yoluyla mülkiyeti devralma istemine dayandığından, bu işlem geçerli olmadıkça, menfaat devri de geçerli olmayacaktır.
İlke olarak mal sigortalarında eşyanın hasarından doğan sigorta yaptırmak hakkı sadece malike aittir. Malikten başka kimseler eşyanın telef ve hasarı halinde ancak halele uğrayacak menfaatlerini sigorta ettirebilirler. Bu menfaatler ise yasaya aykırı düşmemek koşulu ile sorumluluk sigorta sözleşmesine konulacak hükümlerle eşyanın malikine ve üçüncü kişilere olan sorumlulukları karşılamak üzere sigorta kuvertürü altına alınabilecektir.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacının satıma dayalı menfaat sahibi olmadığı göz önünde bulundurularak, mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy