(6762 S. K. m. 1235, 1236, 1259, 1242, 946) (2004 S. K. m. 150/c) (3226 S. K. m. 11)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 05.11.2002 tarih ve 2001/1601-2002/1290 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşmış olmakla ... gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin M/V Uzunoğlu Gemisinde, 13.09.1998-19.11.1998 tarihleri arasında Uzakyol Baş Mühendisi olarak yaptığı işten dolayı 3.715 USD tutarında doğan alacağa, TTK' nun 1235/3 üncü maddesi uyarınca gemi alacaklısı hakkını veren bir alacak olduğunu, geminin donatanı dava dışı Uzunoğlu A.Ş. aleyhine başlatılan takibin kesinleştiği, ancak davalı şirket vekilinin malik sıfatıyla borca itiraz ettiği ileri sürerek, itirazın iptalini ve kanuni rehin hakkının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin gemiyi 1994 yılında kiraya verdiği ve kiracı Uzunoğlu A.Ş.'nin ödemeleri aksatması nedeniyle 23.03.1999 tarihinde müvekkilinin sözleşmeyi feshettiği, geminin fiilen müvekkiline 02.11.1999 tarihinde terk ve teslim edildiğini, bu tarihten sonra başlatılan takip talebinde müvekkilinin borçlu olarak yer almadığını, takibe itiraz etmediklerini, İİK' nun 150/c madde hükmüne dayalı olarak icra müdürlüğünce sicile koydurulan şerhi öğrenerek, icranın bu işlemine karşı Merci Hakimliğine yaptıkları şikayet başvurusunun kabulü ile şerhin kaldırıldığını, müvekkile yapılan ödeme emri tebliğinin hukuka aykırı olduğunu, davacının Mahkeme ilamına dayanmadığını, sadece bu hususları dilekçede bildirdiklerini, bunların itiraz anlamına gelmeyeceğini, Finansal Kiralama Kanunu'nun 11. müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, alacağın TTK' nun 1259 uncu maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalının takip talebinde borçlu olarak yer almaması nedeniyle, bu davanın dinlenme koşullarının oluşmadığı, davacının rehin hakkının tespitini de ayrıca dava ettiği, geminin kiralayanı davalının, bu alacağın borçlusu olmadığı TTK' nun 1242'nci maddesi uyarınca borçlunun donatan kiracı ve kaptanı olduğu, alacaktan şahsen değil, gemisi ile aynen sorumlu olan davalıya bu istem bakımından da husumet düşmeyeceği gerekçeleriyle, dinlenme koşulları oluşmadığından itirazın iptalinin davasının reddine, husumet yokluğundan da diğer istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin, itirazın iptali davasının reddine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekili itirazın iptali davasının reddi olasılığını düşünerek, davasını terditli olarak açmış olup ikinci istemi, kanuni rehin hakkının tespitine yöneliktir.
İİK' nun 150/h bendinde, alacağın veya rehin hakkının yahut her ikisinin bir ilamda tespiti halinde ilamlı icra hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Davacı da bu amaçla böyle bir istemde bulunmuş olup hukuki yararının bulunduğu kuşkusuzdur.
Mahkemece, bu istem, husumetin finansal kiralayan konumundaki davalıya değil, kiracı konumundaki donatan dava dışı Uzunoglu A.Ş. 'ne düşeceği gerekçesiyle reddedilmiştir.
Oysa, iddiaya, savunmaya ve dosya kapsamına göre, rehin hakkının konusu alacağın üzerinde doğduğu gemi, takip ve dava tarihinden çok önce sona eren finansal kira sözleşmesinin, kiralayan ve maliki davalı A.Ş. 'ne fiilen teslim edilmiştir. Yani dava konusu istem tarihinde, gemi, kiracının zilyetliğinde değildir.
Gemi alacaklısı hakkını veren alacağın doğduğu gemi üzerinde, gemi alacaklılarının, TTK' nun 1236/1 inci madde hükmü uyarınca, kanuni rehin haklan vardır. Aynı maddenin 2'nci fıkra hükmüne göre de rehin hakkı, gemiye, zilyet olan her üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilir. Aynı Kanunun 946/2'nci madde hükmüne göre de, malik, geminin işletilmesinden dolayı gemi alacaklısı sıfatıyla talepte bulunan kişiyi, hakkını istemekten men edemez.
Gemi alacaklısı hakkı, hukuki niteliği itibariyle, borç-sorumluluk ayrımına dayanan bir haktır. Bu hakkın borçlusu gemi donatanıdır. Gemi maliki ise, alacak dolayısıyla kişisel olarak sorumlu olmayıp gemisi ile aynı sorumluluk taşır. Burada, bir alacak hakkı, bir ayni hak ile birleşmektedir. Bu hak, gemiyi takip eder.
Gemi alacaklısı hakkı veren alacak ve buna bağlı kanuni rehin hakkı, TTK' nun 1235 inci madde hükmünde yazılı olayların vukuu ile yasa nedeniyle kendiliğinden doğar. Bu hakkın kullanımı gemiye yönelik bir haktır. Bu hak geminin sicilde kayıtlı olup olmamasına, zilyede veya malikinin kim olduğuna bakılmasızın varlık kazanır ve uygulanabilir. Deniz ticaretinin özelliklerinden kaynaklanan, kendine özgü bir imtiyaz ifade eden ve doğrudan mülkiyet iddiası içermeyen bir hak niteliği taşımaktadır. Finansal kiralayan, gemi işletilmesini menfaat karşılığı kiralayıp gemiyi kiraya verdiğine göre, gemi üzerinde gemi alacağı ve kanuni rehin hakkı doğumu riskini de göze almış demektir. Gemi donatan - borçlunun malvarlığına dahil olsun veya olmasın, malik veya zilyedi kim olursa olsun, rehin hakkı alacağının konusunu gemi oluşturur.
Bu durumda, Mahkemece geminin maliki ve zilyedi olan davalıya husumet düşeceği kabulü ile, davanın esasına girilmesi, davalının zamanaşımı definin incelenmesi sonucuna göre, karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının kabulü ile kanuni rehin hakkının tespitine ilişkin istemin reddine yönelik hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy