(6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Fatsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.03.2003 tarih ve 2003/40 - 2003/95 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin kullandığı eşine ait aracın davalı nezdinde kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olduğunu, teminat kapsamında hasarlandığını, hasar bedelinin ödenmediğini iddia ederek, 5.000.000.000.-TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sıfatının bulunmadığını, aracın malikinin Z. olduğunu, kaza anındaki araç sürücüsünün kim olduğunun belli olmadığını, alkollü kullanım sonucu hasarlandığını, teminat dışı bulunduğunu, zararın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara göre, davacının olay günü alkollü olmadığı, ekspertizce belirlenen hasar bedelinin davalı tarafça kabul edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 3.953.140.696.-TL. nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kasko sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, teminat kapsamanda hasarlandığı iddia edilen 52 .. 066 plakalı araç, dava dışı Z.'a ait olup, sigorta sözleşmesi de davalı ile bu kişi arasında yapılmıştır. Mal sigortalarından olan kasko sigorta sözleşmesiyle sigortacı, sigorta ettirenin veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut eylemlerinden hukuken sorumlu oldukları kimselerin kusurlu davranışlarından kaynaklanan ve araçta meydana gelen hasar ve kayıpları karşılamayı üstlenmektedir. Davacı, sigortalı olduğu iddia edilen aracın kaza anında kullanıcısıdır. Sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığı gibi lehine sigorta ettirilen kimse de değildir. O halde, davacının sigorta sözleşmesinden doğan tazminatı dava etme hakkı bulunmadığı dikkate alınarak davanın aktif dava ehliyet (davacı sıfatı) bulunmadığından reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy