(6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.03.2003 tarih ve 2002/505 - 2003/178 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların malik ve sürücüsü olduğu aracın müvekkili şirkete zorunlu trafik sigorta poliçesiyle sigortalı olduğunu, davalı sürücünün ağır kusurlu olarak neden olduğu trafik kazasında hasar gören karşı araç malikine müvekkilince hasar bedelinin ödendiğini, trafik poliçesi genel şartlarının 4/A maddesi gereğince alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu olayda davalı sürücünün tam kusurlu olduğu, üçüncü şahsa ait araçtaki hasar bedelinin 1.238.075.202.-TL olduğu, davacı sigorta şirketinin poliçe limitinin 1.200.000.000.-TL. nın tenzili ile davalıların tazmin etmeleri gereken hasar bedeli ve faiz toplamının 135.057.759.-TL olduğu, davalıların 160.000.000.-TL. nı 24.05.2002 tarihli makbuz ödediği, bu nedenle takas-mahsup def'inin yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere dava, zorunlu trafik sigortası gereğince zarar görenlere ödeme yapan sigortacının kendi sigortalısına, rizikonun ağır kusurlu davranış nedeniyle ve bu nedenle sigorta teminat dışında kaldığı gerekçesiyle açtığı rücu davasına ilişkin bulunmaktadır.
Taraflar arasındaki akdi ilişkiyi düzenleyen sigorta poliçesinin sigortacının işletene rücu hakkını düzenleyen 4/a maddesi, sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise, sigortacının zarar görene ödeme yaptıktan sonra kendi sigortalısına rücu edebileceği hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Mahkemece, davacının bu iddiasına göre bir inceleme yapılması gerekirken, davacı iddiasının nitelendirilmesinde hata yapılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy