(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gebze Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.01.2003 tarih ve 2002/321-2003/33 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin ortağı olduğunu, aidat ve kalorifer kazanı değiştirmeden kaynaklanan borcunun bulunduğunu, ödememesi nedeniyle icra takibini yapıldığını, itirazı ile takibin durduğunu iddia ederek, itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı kooperatifin üyesi olmadığını, haricen Hasan Eriş'ten daireyi satın aldığını, satışın geçersiz bulunduğunu, Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2002/20 esas sayılı dosyasında üyeliğin belirlenmesine yönelik davanın devam ettiğini, bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara göre, davacı kooperatifin henüz dağılmadığı, fiilen dairelere yerleşildiği, kura çekimi nedeniyle ferdi mülkiyete geçilmiş sayılacağı, ferdi mülkiyete geçilmekte Kat Mülkiyeti Kanunu'nun hükümlerinin uygulanacağı, yönetimin davalının fiilen oturması nedeniyle doğan aidatları isteyebileceği, kazan değiştirme bedelinden dolayı kimin sorumlu olduğunun belli olmadığı, mülkiyetin aidiyeti davacının mahkemenin 2002/20 esas sayılı dosyasında henüz saptanmadığı, davalının itirazında kısmen haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 420 milyon TL. asıl alacak ve 250 milyon TL. aylık %10 işletme faizi açısından itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kooperatif aidatı ve üye başına düşen kazan yaptırma bedelinin tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Ancak, tesis edilen hüküm yeterli inceleme ve araştırmaya dayanmadığı gibi, mahkemece varılan sonuç da dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Zira, gerek icra takip dosyası gerekse dava dilekçesinden açıkça anlaşılacağı üzere, dava, kooperatif üyeliğinden kaynaklanan, genel kurulda karar altına alınmış, üyelik aidatı ile kazan yaptırma nedeniyle ortak başına düşen bedelin tahsiline yöneliktir. Ancak, mahkemece, istenilen aidat bedelinin, ortak gider olduğu, davalının sitede oturduğundan sorumlu bulunduğu, kazan bedelinin ise kat mülkiyetine geçilmediği ve davalının oturduğu dairenin kime ait olduğunun belli olmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmuştur. Davalı, davacı kooperatifin ortağı olmadığını, üyelik konusunda bir başvurusu bulunmadığını savunmuştur. Bu durum karşısında, uyuşmazlığın çözümü için öncelikle davalının davacı kooperatifin üyesi olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Somut olayda davalı, oturduğu daireyi önceki ortak Hasan Eriş'ten 01.01.2001 tarihinde tüm ödemeler, aidatlar, ortak giderler ve gelirler kendisine ait olmak üzere adi satış sözleşmesiyle satın almıştır. Dava dışı satıcı Hasan Eriş 10.01.2001 tarihinde durumu kooperatife bildirerek üyelikten ayrıldığını, devrin yapılmasını ve tarafına bilgi verilmesini istemiş, davalı kooperatif yönetim kurulu da 07.02.2001 tarihli kararı ile devri kabul ederek, davalının üyeliğinin kabulüne karar vermiştir. Bilahare, davalının kimlik bilgilerini üyelik kayıt defterine işlemiştir. Davalı, davacı kooperatifin 18.08.2001 tarihli olağanüstü genel kuruluna katılarak divan başkanı olarak görev almıştır. Hatta 11.12.2001 tarihinde gecikme cezalı olarak 230 milyon TL aidat borcunu da ödemiştir. Kooperatiflere üye olma hususunda açık kapı ilkesi mevcut olup, sonradan şekil eksikliği nedeniyle üye olunmadığının ileri sürülmesi iyi niyet kurulları ile bağdaşmaz. O halde, davalının yönetim kurulunca üyeliğine karar verildiği, aidat ödediği, hatta genel kurulda divan kurulu başkanlığı dahi yaptığı anlaşıldığından üye olduğunun kabulü ile, talebinin üyelik aidatı ve kazan yapım bedeline yönelik olduğu da nazara alınarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA,(2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 26.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy