(2918 S. K. m. 20/D, 109) (818 S. K. m. 101/2) (6762 S. K. m. 1299)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mahkemesi'nce verilen tarih ve sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirkete zorunlu trafik sigortalı bulunan araç ile karıştığı trafik kazası dolaysıyla hak sahiplerine toplam (01.0300.000.000) TL ödemede bulunduğunu ileri sürerek, anılan meblağın ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini ve sorumluluklarının poliçe limitiyle sınırlı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, dava konusu olayın, poliçe teminat süresi içinde meydana geldiği, davacının dava dışı hak sahibine tazminat bedelini ödediği halde davalıdan bu bedeli alamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, anılan meblağın, ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, zorunlu trafik sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. 2918 sayılı KTK'nun 109 maddesi uyarınca bu tür davalar iki yıllık zamanaşımına tabidir. Davalı sigorta şirketi esasa cevap süresi geçtikten sonra zamanaşımı savunmasında bulunmuş ise de, davacı tarafından zamanaşımı savunmasının süresinde yapılmadığı yönünden derhal bir itirazda bulunulmamış, sadece tazminat yükümlüsüne karşı kesilmiş olan zamanaşımının sigortacıya karşı da kesilmiş sayılacağı savunulmuştur. Bu durum karşısında mahkemece, davalının zamanaşımı savunması hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
2- Mahkemece, ilk tazminat davasında kusur oranına göre hükmedilen (616.012.500) TL'nın (568.000.000) TL'sı araçtaki hasar bedeline (253.350.000) TL tedavi giderlerine ilişkindir. Poliçe teminat limitleri ise, araçtaki hasar için (500.000.000) TL, tedavi masrafları için (3.000.000.000) TL'dır. Bu durumda, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun, poliçe limitleriyle sınırlı olduğu belirtilmeden hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
3- TTK'nun 1299 maddesi uyarınca, sigorta bedelini ödeme borcu, rizikonun gerçekleştiğinin sigortacıya ihbarı ile muaccel olur. Yasanın bu açık hükmü karşısında, ödemede bulunulmaması halinde BK. 'nun 101/2 maddesi uyarınca ihbar tarihinde temerrüde düşülmüş olacaktır. Hiçbir ihbar ve bildirimde bulunulmamışsa davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinin, dava tarihi olarak kabulü gerekecektir. Mahkemece, bu hususlar dikkate alınmadan ve gerekli araştırma yapılmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1), (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy