(1086 S. K. m. 275) (818 S. K. m. 44)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.04.2002 tarih ve 2001/388 - 2002/250 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin 1993 yılında ferdileşmeye geçmesinden sonra 1995 yılında kooperatifçe imal edilen konutlardan birini satın aldığını, ancak ortak olmadığını, müvekkilinin kooperatif yönetimince sürekli olarak aidat ve diğer giderlere katılma hususunda baskı altında tutulduğunu, evinin suyunun kesildiğini ileri sürerek, 1993 yılında ferdileşmeye geçmiş bulunan kooperatifin tasfiyesine karar verilmesi gerektiğinin ve müvekkilinin kooperatif ortağı olmadığının tespitine, kooperatif ortağı olmayan müvekkilinin kooperatif giderlerine katılma zorunluluğunun bulunmadığının tespiti ile bu konudaki muarazanın giderilmesine, 1.000.000.000.- TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 1987 yılında kurulan kooperatifin 1993 yılında üyelerine tapularını verdiğini, ancak inşaatlar henüz bitmediğinden noksanlıkların kooperatifçe giderilmeye çalışıldığını, davacının kooperatifçe çıkarılıp dağıtılan su ve benzeri hizmetlerden karşılıksız yararlanmak istediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davalı kooperatif ana sözleşmesine göre üyelerden birinin yine üye olma yeterliliğine sahip birine hissesini devir edebileceği, kooperatifin bu devri kabulden kaçınamayacağı, davacının da ana sözleşmede öngörülen üyelik şartlarını taşıdığı, kooperatifin davalıya ortak olarak muhatap aldığı, vasıflandırdığı, davacının devirden itibaren genel kurul toplantılarına katılıp, oy kullandığı, kooperatif belge ve tutanaklarında üye olarak isminin geçtiği, üyelik aidatını ödemeyen davacının kooperatif imkânlarıyla sağlanan suyunun kooperatifçe kesilmesinin manevi tazminatı gerektirmeyeceği gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, kooperatif ortağı olmadığı için kendisinden aidat ve giderlere katılım payı istenemeyeceğini savunmuştur. Mahkemece, uzman bilirkişiler anacılığıyla kooperatif kayıtlarında inceleme yaptırılarak, varsa davalının yatırdığı paralar ve bunların kooperatifçe kabul edilip edilemediği, ortak sıfatıyla davalı ile yazışma yapılıp yapılmadığı, genel kurullara üye sıfatıyla çağrılıp çağrılmadığı, katıldığı genel kurullarda oy kullanıp kullanmadığı gibi olgular irdelenerek davalının zımnen ortak olarak kabul edilmesinin söz konusu olup olmadığı, ortak olarak kabul edilmesi mümkün değilse davacı kooperatifin talep ettiği miktarın kooperatif tarafından verilen hizmetlere ilişkin olup olmadığı (ancak bu takdirde kooperatifin üye olmayan daire sahibinden talepte bulunabileceği), hangi hizmet için ne kadar ücret istendiği hususları araştırılmadan yazılı şekilde eksik inceleme ile yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy