(556 S. KHK. m. 7) (1086 S. K. m. 388, 389, 428)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.02.2003 tarih ve 2002/235 - 2003/88 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili adına tescilli Hıllsıde Pasha ve Pasha markalarının özellikle turizm alanında uzun süredir müvekkili tarafından kullanıldığını, davalı şirketin de Barbaros Pasha's Beach Club markasının tescili talebiyle davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı'na başvurduğunu, müvekkili tarafından bu başvuruya karşı yapılan itirazın reddedildiğini, itirazın kaldırılması taleplerinin de Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nca reddedildiğini, davalı markasının müvekkile ait markalarla 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 7/b maddesinde ifade edildiği üzere, ayırt edilemeyecek kadar aynı olduğunu ileri sürerek, davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 03.01.2002 tarihli M-86 nolu kararının iptalini, davalı A. Turizm A.Ş.nin marka tescil başvurusunun reddini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacıya ait tescilli markaların kök kelimesinin Pasha olup bu durumun, daha önceki mahkeme ilamı ile kesinleştiği, davalı markası ile orta düzeydeki tüketiciler tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davalı şirket davranışının önceki mahkeme kararının bertaraf edilmesi kastını taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 03.01.2002 tarih ve M-86 sayılı kararının iptaline, davalı A. Turizm A.Ş. başvurusunun reddine dair istemin idari nitelikte olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Mahkemece, kısa kararda davanın kabulüne karar verildikten sonra, gerekçeli kararda davacının, davalı A. Turizm A.Ş.nin marka tescil başvurusunun reddine dair isteminin reddine karar verilmesi suretiyle, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki oluşmuştur.
Oysa kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun düzenlenmesi usul hukukunun temel ilkesi gereğidir. Çünkü T.C. Anayasası yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsemiştir. Bunun anlamı yargılama açık olacak, yargılama sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. Sonradan verilen gerekçeli kararın da kısa karara uygun olması gerekir. Aksi halde yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Bu hukuki esasın doğal sonucu olarak, gerekçeli kararla kısa kararın uygun olmaması nedeniyle, kararın bozulması gerekmiştir.
Ancak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 sayılı kararı uyarınca, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olmasının mutlak bir bozma sebebi oluşturacağı ve bozmadan sonra, hakimin kısa kararla bağlı olmaksızın, çelişikliği kaldırmak kaydıyla vicdani kanaatine göre karar verebileceği kabul edilmiştir.
2- Bozma neden ve kapsamına göre, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, mahkemenin bozmadan sonra, önceki kısa kararla bağlı olmaksızın, çelişikliği kaldırmak kaydıyla vicdani kanaatine göre karar verebileceğine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 23.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy