(1086 S. K. m. 193)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.05.2002 tarih ve 2001/394-2002/235 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili asıl ve birleşen davayı esastan, davalı vekili ise her üç kararı esastan, müteferrik kararı ise usulden temyiz etmiş, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili asıl davada, müvekkilinin Halikarnas Turizm ve Ticaret unvanının 1979 yılından beri ticaret siciline kayıtlı olduğunu ve Halikarnas adında lokanta ve motel işlettiğini, bilahare aynı yerde Halikarnas Disco ve Otel unvanını kullandığını, ayrıca 1994 yılında Halikarnas, Halikarnas Club, Halikarnas Turizm ve Ticaret Süleyman Demir ibarelerini ticari marka olarak tescil ettirdiğini, dünyaca tanınmış, maruf ve meşhur hale gelmiş marka ve ticaret unvanındaki Halikarnas ibaresinin davalıların işlettiği otel ve tatil köyünde Halikarnas Resort olarak kullanıldığını ileri sürerek, davalıların eyleminin haksız rekabet ve ticaret unvanı ile marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, eylemlerinin durdurulmasına Halikarnas ibaresinin kullanıldığı ilan, reklam ve duyuruların durdurulmasına, tabela ve zeminlerdeki ibarenin silinmesine, kararın 3 büyük gazetede ilanına karar verilmesini istemiş, birleşen davada ise aynı istemlerinin Halikarnas hizmet markası açısından da kabulünü istemiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin işlettiği tesisin tam isminin World Of Wonders (WOW) Halikarnas Resort olduğunu ve Halikarnas ibaresinin münhasır ve esas unsur olarak kullanılmadığını, bu ibarenin coğrafi alanın eski adı olması nedeniyle kullanımının hiç kimsenin inhisarında olamayacağını savunarak, her iki davanın da reddi ile birleşen davasında Halikarnas hizmet markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
İstanbul 9. Ticaret Mahkemesi'nce Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun 23.01.2003 tarih ve 44 sayılı kararı ile ihtisas mahkemesi olarak İstanbul Fikri ve sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin kurulduğu, görevli mahkemenin ihtisas mahkemesi olduğu gerekçesiyle dosya kendiliğinden anılan mahkemeye gönderilmiş, ihtisas mahkemesince de toplanan kanıtlara göre, davacının asıl ve birleşen davasının kabulüne, davalı karşı davacının davasının reddine karar verilmiş, taraf vekillerinin temyizi üzerine mahkemece, davalının çıkarılan muhtırada verilen sürede temyiz posta masraflarının karşılanmadığı gerekçesiyle, davalının temyiz istemi reddedilmiştir.
Davacı vekili asıl ve birleşen davasına yönelik kararı esastan, davalı vekili ise her üç kararı esastan, müteferrik kararı ise usulden temyiz etmiştir.
1- Taraflar arasındaki davada mahkemece verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine temyiz eden davalı vekilince temyiz posta masraflarını 7 gün içinde göndermesi için muhtıra çıkarıldığı, verilen sürede masraf yatırılmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin temyiz istemi müteferrik karar ile reddedilmiştir.
Davalı vekiline çıkarılan muhtırada 30 milyon TL. lik posta pulunun 7 gün içinde gönderilmesi istenmiştir. Anılan muhtıra 2.10.2002 tarihinde tebliğ edilmiş ve masraf 4.10.2002'de posta havalesi ile gönderilmiştir. Muhtıra da gönderme istendiğine ve verilen sürede gönderme işlemi yapılmadığına göre, postada gecikmeden dolayı davalının sorumlu tutulması doğru kabul edilemez. O halde, davalı vekilinin ek karara ilişkin temyiz itirazının kabulü ile ek kararın kaldırılması gerekmiştir.
2- Taraf vekillerinin diğer usul temyiz itirazlarına gelince; davanın ilk açıldığı İstanbul 9. Ticaret Mahkemesi, davanın ihtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği gerekçesiyle gönderme kararı verilmiş ise de, bu karar görevsizlik kararıdır. Bu nedenle HUMK. nun 193. maddesinde düzenlenen şekilde kararın taraflara tebliği ve temyiz süresi de dolduktan ve karar usulen kesinleştikten sonra 10 gün içinde gönderme dilekçesi verilmesi, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmektedir. Somut durumda dava dosyası usulüne uygun olarak kendisine intikal ettirilmeyen mahkemenin işin özüne girmesi mümkün değildir. O halde, mahkemece esas kaydına bu şekilde meşruat düşülerek, dosyanın görevsizlik kararı veren mahkemeye iadesi gerekir iken, işin esasına girilerek karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle ek kararın kaldırılmasına, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın taraflar yararına BOZULMASINA, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak davalı-karşı davacı Süleyman Demir'e verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 17.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy