(Sınai Mülkiyetin Himayesine Mahsus Milletlerarası Bir İttihat İhdas Edilmesine Dair Paris Anlaşması (Paris Sözleşmesi) Mük. m. 6-1) (556 S. KHK. m. 42)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.04.2003 tarih ve 2003/19 - 2003/149 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlu Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin dünyada tanınan spor markası olan "JUMP" markasını 07.01.1992 tarihinde "Pabuçlar ve Giyim Eşyalarını" kapsayacak şekilde tescil ettirdiğini, yürütülen yoğun pazarlama ve reklam kampanyaları sonucu markanın spor emtiası pazarında özellikle 1995 yılından itibaren önemli bir paya sahip olduğunu ancak davalının 1995 yılında "JUMP" markasını spor emtiaları için kendi adına tescil ettirdiğini, bu tescilin müvekkile ait "JUMP" markasının şöhretinden faydalanmaya yönelik kötü niyetli bir davranış olduğunu ileri sürerek davalı adına tescil edilen 23.03.1995 gün ve 160338 sayılı "JUMP" markasının hükümsüz sayılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin markası ile davacı markasının aynı veya aynı türdeki mal ve hizmetler için tescilli olmadığını, davacının markasının tanınmışlık düzeyi yüksek bir marka olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının markasının tanınmışlığından yararlanmak isteyen davalının farklı bir emtiada kullanmak üzere 1995 yılında aynı ismi marka alarak tescil ettirmesinin yersiz olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, davalı adına tescilli 23.03.1995 tarih ve 160338 nolu "JUMP" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalıya ait marka tescilinin 556 Sayılı K.H.K.nin 42.maddesi uyarınca hükümsüz sayılması istemine ilişkindir. Davacı şirket, 07.01.1992 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere "pabuçlar ve giyim eşyaları" alanında kullanmak amacıyla "JUMP" markasını TPE nezdinde tescil ettirmiştir. Davalı ise, 23.03.1995 tarihinden itibaren "JUMP" markasını top ve spor malzemeleri emtialarında kullanmak amacıyla TPE nezdinde tescil ettirmiştir. Davalının adına tescilli "JUMP" markasının hükümsüzlüğüne ilişkin dava ise 17.01.2001 tarihinde açılmıştır. Davalı vekili savunmasında zamanaşımı def'inde bulunarak, davanın bu nedenle reddini istemiştir. 556 Sayılı K.H.K'nın hükümsüzlük hallerini düzenleyen 42. maddesi, markanın maddede sayılan hallerde hükümsüz sayılmasına yetkili mahkeme tarafından karar verileceğini düzenlemiş olup, anılan maddenin I. fıkrasının "a" bendinde, 7. maddenin ( 1 ) bendinde belirtilen tanınmış markalarla ilgili davanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde açılması gerektiği, markanın tescilinde kötüniyet varsa, iptal davasının süreye bağlı olmadığı belirtilmiştir. Tanınmış markanın korunması esasını getiren Paris Sözleşmesi ve Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşmasında tanınmış markanın tanımı yapılmamıştır. Bu kavram Türk Markalar Mevzuatında ve yabancı kanunlarda da tarif edilmemiş olup, mahkeme içtihatlarına ve öğretiye bırakılmıştır. Buna göre, tanınmış markanın tespiti konusunda çeşitli kriterler geliştirilmiştir. Bu nedenle markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe bilinme durumunun dikkate alınması, toplumun önemli bir kesiminde belirli bir mal ve hizmete ilişkin olarak gerekli çağrışımı yapabilmesi, en azından o markanın kullanıldığı emtiaları tüketen orta düzeydeki alıcılar açısından tanınması, emtia söylenildiğinde akla o markanın gelmesi, ait olduğu sektörde iyi bilinen ve geniş bir dağıtım, pazarlama ağına sahip olması gibi özellikleri taşıması gerekmektedir. Açıklanan kriterlere göre davacının markasının tanınmış marka olarak değerlendirilmesi halinde bu markayı davalının farklı mal ve hizmetlerde dahi kullanması mümkün olmayacaktır. Ayrıca tanınmış marka olarak kabulü halinde de hükümsüzlük davasının tescili tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılması, ancak markanın tescilinde kötüniyetin varlığı durumunda ise iptal davasının süreye bağlı olmaması nedeniyle öncellikle mahkemece davacı markasının tanınmış olup olmadığı hususunda gerekli delillerin toplanarak değerlendirilmesi, tanınmış olduğunun kabulü halinde de davalının tescilinin kötüniyetli olduğunun ispatı gerekmekte olup, buna göre davanın süreye tabi olup olmadığı hususlarının belirlenmesi zorunlu bulunmaktadır. Oysa mahkemece bu konuda yeterli inceleme yapılmadan ve bu yönler açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde karar verilmiştir. Bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre de, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy