(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 14.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.09.2002 gün ve 2002/277 - 2002/929 s. kararın Yargıtayca tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı aleyhine açılan tazminat davasında 15.163.000.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verildiğini, hükme esas edilen bilirkişi raporunda hasar tutarının 15.416.500.000 TL olarak tesbit edildiğini, aradaki farkın tahsili için icra takibi yaptıklarını, davalının asıl borcu kabul edip, faize itiraz ettiğini iddia ederek, itirazın iptaline, inkar tazminatı hükmedilmesine ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kötüniyetli olarak ticari faiz üzerinden hesap yaparak takipte bulunduğunu, kanuni faizin uygulanması gerektiğini, %40 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini bildirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüyle 299.411.659 TL üzerinden takibin devamına, fazlaya ait takibin reddine, 129.764.664 TL %40 tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigortasından kaynaklanan tazminat alacağının tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kabul edilen kısım üzerinden %40 oranında icra inkar tazminatına hüküm kurulmuştur. Taraflar arasında kasko poliçesine dayalı tazminat davası görüldüğü, tesis edilen kararın kesinleştiği, takibe konu alacağın, tazminat davasına esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen, o davada dava edilmeyen, dava açılması hakkı saklı tutulan fazlaya ait kısma ilişkin olduğu tartışmasızdır. Ancak, bilirkişi raporunda belirtilen, fazlaya ait tazminat miktarı taraflar arasında kesinlik kazanmamıştır. Tazminat istemi de kasko sigortasından doğmaktadır. Davacı bu miktarı icra kanalıyla tahsil yolunu seçmiştir. Takibe konu alacağın miktarının baştan belirli olmaması, başka bir ifadeyle likit bulunmaması, mahkemece yapılacak yargılama sonucunda takdir edilmesine bağlı bulunmasına göre davalının icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmaması gerekirken yazılı olduğu biçimde icra inkar tazminatına karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu sebeple davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy