(6762 S. K. m. 58) (1136 S. K. m. 164)
Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.03.2003 tarih ve 2000/1266 - 2003/155 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 04.06.1 996 tarihinde tescil edilip faaliyetine başladığını, ortaklardan bir tanesinin de davalı Mehmet olduğunu, davalı Mehmet'in ortaklığı devam ederken 18.08.2000 tarihinde ticaret siciline tescil edilen davalı şirketi kurduğunu, davalı şirketin kullandığı" HELVACILAR" ibaresinin müvekkilinin ticaret işletmesiyle iltibas meydana getirdiğini ileri sürerek, haksız rekabetin men'ine, davalı şirketin ticaret unvan'ından" Helvacılar" kelimesinin terkinine, şimdilik 5.000.000.000.-TL maddi, 10.000.000.000.- TL manevi tazminatın tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, "HELVACILAR" unvan'ını Helvacılar Kargo Taşımacılık olarak ilk kullananın müvekkili Mehmet olduğunu, iki ay için istenilen maddi tazminat miktarının fahiş olduğunu, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve kısmen benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı Mehmet'in taraf olma sıfatının olmadığı, davalı Mehmet'in davacı şirkette kurucu olarak hisse sahibi olmasına rağmen, davalı şirketi davacının tescilli unvan'ı olan" HELVACILAR" unvan'ını kullanarak kurması eylemi, aynı işin yapıldığı gözetilerek haksız rekabet teşkil ettiği, davalı şirket karı kadar maddi zarar oluştuğu, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçeleriyle, davalı şirket hakkındaki davanın kısmen kabulü ile, davalı şirketin haksız rekabetinin önlenmesine, unvan'ındaki" HELVACILAR" kelimesinin çıkarılmasına, 2.215.l98.439.-TL maddi tazminatın tahsiline, hükmün ilanına, davalı Mehmet hakkındaki davanın ise reddine karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1 -Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, haksız rekabetin men' i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
TTK.nun 58'nci maddesinin (d) bendinde haksız rekabete maruz kalan ve iktisadi bakımdan zarara uğrayanların, kusur varsa zarar ve ziyanın tazmini isteyebileceği belirtildikten sonra, müteakip ( e) bendinde, davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hakimin, haksız rekabet neticesinde davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına dahi hükmedebileceği belirtilmiştir. Tazminat ilkelerine göre, davacının gerçek zararını kanıtlaması zorunlu olup, bunun için davacı kendi defterlerine dayanabileceği gibi, davalı defterlerine dayanması da mümkündür. Gerçek zararın bu şekilde kanıtlanmaması durumunda dahi, haksız rekabetin yaptırımsız kalmaması için yasa koyucunun hakime takdir yetkisi tanıdığı anlaşılmaktadır. Ancak, bu takdir yetkisinin geniş manada olmayıp, " haksız rekabet neticesinde davalının elde etmesi mümkün görülen menfaat" ile sınırlı olduğunun kabulü, TTK.nun 58/d maddesindeki düzenleme karşısında zorunludur.
Somut olayda, her iki tarafın kargo taşımacılık alanında faaliyet gösterdikleri ve davalının 10.08.2000 kuruluş tarihinden dava tarihine kadar 2.215.198.439.-TL net kargo geliri elde ettiği anlaşılmaktadır. Bu noktada önemli olan husus, davalı şirket karının tamamının haksız rekabet nedeniyle elde edilip edilmediğidir. Davalı karının tamamının haksız rekabet nedeniyle elde edildiğinin kanıtlanması gereklidir. Davalının ticari faaliyetleri nedeniyle elde ettiği karın tamamına tazminat olarak hükmedilmesi, şayet davalı, hakız rekabeti olmasaydı, hiçbir ticari iş yapamazdı, anlamına gelir ki, bu da ticari hayatın olağan akışına aykırı olup, bu durum karşısında davalı karının tamamının haksız rekabet nedeniyle elde edildiğini söylemek mümkün değildir.
O halde mahkemece, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde davacının isteyebileceği maddi tazminatın belirlenmesi için bu konuda uzman bilirkişilerden rapor alınması ve elde edilecek sonuca göre, uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
3-Kabul şekli bakımından da, davalılardan Mehmet hakkındaki dava reddedildiğine göre, hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı lehine denetlenebilir şekilde vekalet ücretine hükmedilmemesi dahi isabetli olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda i nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentte gösterilen nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy