(6762 S. K. m. 145) (1086 S. K. m. 388) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 03.04.2003 tarih ve 2002/21 - 2003/190 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 24.02.2004 günde davacı avukatı Melda G. ile davalı avukatı Erşan A. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi V. Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı A. Özel Nükleer Tıp Merkezi San. Tic. Ltd. Şti.nin ortağı olduğunu, şirketin 25.12.1991 tarihli ortaklar kurulu toplantısında müvekkilinin kendisine ait taşınmazı satması ve bedelini şirkete borç olarak vermesinin kararlaştırıldığını, aynı kararda şirketin müvekkiline 22.000 USD borçlandığını, ortaklar arasında bir takım anlaşmazlıklar çıkması üzerine müvekkilinin şirket müdürlüğünden istifa ettiğini ve şimdiye dek ödenmeyen alacağının tahsili amacıyla giriştiği icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının iddiasının hayali olduğunu, dayandığı genel kurulun noter tasdikli olmadığını ve hayata geçirilmediğini, davacının 1989'dan beri tek yetkili müdür olduğunu alacağı olsa idi şimdiye kadar tahsil etmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini savunmuş ve %40 kötü niyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirket tarafından üstlenilen hisse devrine ilişkin alacağını şirketten tahsil ettiği şirketten alacaklı değil, şirkete borçlu olduğunun anlaşıldığı bu nedenle icra takibinde haksız olduğu ve davanın sabit olmadığı gerekçesiyle, davacının dava konusu ettiği alacağı tarafların ortak olduğu şirket üstlenmiş olmakla davalının davalı sıfatı olmadığından, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, limitet şirket ortağının şirkete verdiği borç paranın tahsili zımnında limitet şirkete karşı girişilen icra takibinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen 03.04.2003 tarihli kısa kararda takibe konu alacağın davacıya ödenmiş olduğu anlaşılmakla, davalının takibe itirazda haklı bulunduğundan davanın reddine karar verildiği halde gerekçeli kararın gerekçe kısmında davacının alacağını şirketten tahsil ettiği ve alacağı bulunmadığı belirtilmiş, hüküm kısmında ise, dava konusu alacağın tarafların ortağı bulunduğu şirketin üstlenmiş olduğu anlaşıldığından davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Görüldüğü üzere, gerek kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki bulunduğu gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunmaktadır. Bu durumda denetime elverişli bir karar mevcut olmadığından sırf bu nedenle kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 Nolu bentte açıklanan nedenlerle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2 Nolu bentte yazılı nedenlerle, davacı vekilinin diğer davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir edilen 375.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.220.000.-lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 26.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy