( 818 S. K. m. 114)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kuşadası Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.07.2002 tarih ve 2000/379 - 2002/914 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekilleri, müvekkilinin davalılardan Ltd. Şti. ndeki hissesini diğer davalılara devrettiğini, karşılığında şirketin dava dışı bir kooperatifteki 600.000.000.-TL değerindeki konut hissesinin müvekkiline devrinin kararlaştırıldığını, davalılardan Dinç'in konut hisse devrinin teminatı olarak 600.000.000.-TL meblağlı çek'i keşide edip müvekkiline verdiğini ve devir halinde çek'in iade edileceğinin kararlaştırıldığını, hisse devir sözleşmeleri gerçekleştirildiği halde konut hissesinin müvekkiline devredilmediğini ileri sürerek, konutun rayiç değerinin şimdilik 8.000.000.000.-TL.lık bölümünün temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, konutun devredilmediğini, ancak kararlaştırılan bedeli olan 600.000.000.-TL. nın makbuz karşılığı davacıya 04.06.1995 tarihinde ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, davalılardan Dinç'in keşifteki isticvabında sözünü ettiği 04.06.1995 tarihli makbuza karşı davacı tarafın keşif sırasında bir itirazı olmadığı, bu makbuz tarihine göre taşınmaz bedelini bildiren bilirkişi raporuna karşı 10.12.2001 tarihli itiraz dilekçesinde de karşı konmadığı, makbuzun bu şekilde imza ve içeriğinin kabul edilmiş olduğu, davacının konutun bedelini tahsil ettiğinin kabulü gerektiği, çek'in davacı tarafından işleme konulmadığı ve bedelin alınmadığı, bu durumun makbuzun tahsil edildiğini, ayrıca güçlendirdiği, davacı tarafın yemin teklif hakkını kullanmadığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının gerçekleştirdiği limitet şirket hisse devrinin bedeli olarak kararlaştırılan konutun, davacıya devredilmemesi üzerine, konutun rayiç bedelinin tahsili istemiyle açılmıştır.
Konutun değerinin 600.000.000.-TL olarak kararlaştırıldığı ve davalılardan Dinç'in bu meblağ kadar çek'i teminat olarak keşide edip, davacıya verdiği, konutun başkasına devredildiği çekişmesiz ve dosya kapsamı ile sabittir.
Davacı halen elindeki teminat çek'ini işleme koymadan bu davayı açmış olup, konutun rayiç bedelini isteyemez. Konutun kararlaştırılan bedeli kadar teminat çek'i düzenlendiğine ve BK.nun 114 ncü maddesi hükmü uyarınca, mevcut bir borç için kambiyo taahhüdünde bulunmak borcun tecdidi anlamına gelmeyeceğine göre, mahkemece, davanın 600.000.000.-TL ile sınırlı olarak ele alınması doğru olmuştur. Ne var ki, davacının elindeki çek'in dosyaya ibraz ettirilip, mahkemece saklanması gerekmektedir. Bundan sonra, davalılardan Dinç'in, davacının imzasını taşıyan makbuz karşılığında 600.000.000.-TL ödemede bulunduğu savunmasının incelenmesine geçilmesi gerekirken, bu yönün gözden kaçırılması doğru olmamıştır.
Öte yandan, davalılardan Dinç'in, keşifte alınan beyanında ilk defa sözünü ettiği makbuza karşı davacı vekili, beyanda bulunmak üzere süre istemiş olup, esasen bu makbuzun konusu olmayan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, makbuzu kabul ettiklerini açıkça bildirmemiştir. 26.12.2001 ve 11.06.2002 tarihli dilekçelerinde açıkça imza inkarında da bulunmasına göre, imza incelemesi yaptırılması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, makbuz karşı rapora itiraz dilekçesinde, makbuzu kabul ettiklerini açıkça bildirmemiştir. 26.12.2001 ve 11.06.2002 tarihli dilekçelerinde açıkça imza inkarında da bulunmasına göre, imza incelemesi yaptırılması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, makbuza karşı rapora itiraz dilekçesinde açık bir inkarda bulunulmadığından bahisle zımnen benimsendiği sonucuna varılması ve hatırlatılan yemin teklif hakkını bu aşamada icapsız olduğunun gözden kaçılması da doğru görülmemiştir.
Bu durumda, mahkemece davanın, bu açıklamalar ışığında ele alınıp, sonuçlandırılması için hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy