(818 S. K. m. 53)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.10.2002 tarih ve 2000/1054 - 2002/1048 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkillerinin, davalı şirkete ait barı beş yıllığına 01.05.1999 tarihinde kiraladığını, kira sözleşmesini şirketin yetkili temsilcisi C.E.'nin imzaladığını ve üç yıllık kira bedeli toplam 18.000.000.000.-TL.sının davalıya ödendiği halde, C.E.'nin müvekkillerinin kira sözleşmesini inkar ettiğini, suç duyurusunda bulunduğunu, bunun üzerine müvekkillerinin 13.12.2000 tarihli ihtar ile sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek, 18.000.000.000.-TL.sının faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kira sözleşmesinin sahte olarak hile ile düzenlendiğini, yıllığı 6 milyar olan sözleşmenin basit bir kağıda yazılamayacağını, kiralama yetkisinin araştırılması gerektiğini, sözleşmenin içeriğinin kira sözleşmesinin ciddiyetinden uzak olduğunu, davalıdan para alınmadığı gibi, kiralananı bir yıl kullandıklarını ikrar etmelerine rağmen bir yıllık kira bedelini de talep ettiklerini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davanın kısmen kabulü ile 12.000.000.000.-TL.sının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kira sözleşmesine dayalı alacak davasıdır. Davalı, dava konusu kira sözleşmesinin davacılara referans olarak verilen imzalı boş belgenin anlaşma hilafına doldurulduğunu ve bu amaçla da davalılar hakkında Cumhuriyet Savcılığı'na şikayette bulunduğunu savunmuştur. Mahkemece, şikayet sonucu açılan soruşturmanın Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2000/978 hazırlık esası ile devam ettiği ve davacıların da davalı aleyhine açtığı iftira suçu nedeniyle yargılamanın Marmaris Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2000/970 esasında devam ettiği, dolayısıyla, dava konusu belge ile ilgili ceza yargılamasının derdest olduğu anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu'nun 53'üncü madde hükmü gereğince, ceza mahkemesinin maddi vakıaların tespitine dair kararı hukuk hakimini bağlar. Bu davalarda dava konusu belgenin anlaşma hilafına doldurulup doldurulmadığı şeklinde yapılacak tespit hukuk hakimine de bağlayacağından, mahkemece ceza davasının sonucunun bekletici mesele yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy