(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 2 Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11.4.2003 tarih ve 2001/896-200,3/356 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. S. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin S.S. AsfaYıldızkent Yapı Kooperatifinin üyesi olarak (2.000.000.000) TL aidat ödemesinde bulunduğunu, kooperatifin içine düştüğü maddi sıkıntı nedeniyle inşaatlarını devam ettiremediğini ve davalı şirketle irtibata geçerek inşaatları mevcut hali ile bir şirkete devrettiğini, kooperatif ile şirket arasındaki anlaşmaya göre davalı şirketin isterse ödemelere devam suretiyle ve kooperatif şartları ile daire yapacağı yahutta kooperatife ödenen bedelin iadesini üstlendiğini, bu anlaşmaya rağmen davalı şirketin her iki yükümlülüğünüde yerine getirmediğini, bunun üzerine davalı hakkında girişilen icra takibinede davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek, takibe vaki itirazın iptali ile %40 irca inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kooperatif ortağı olduğunu, kooperatifin başkanı ve müteahhidinin A. İ. Z. isimli kişi olup, bu şahsın bir süre kendi bütçesinden inşaatın yapımına devam ettiğini, ancak, kooperatiften hak edişlerini alamaması nedeniyle bir süre sonra imalatı durdurduğunu, bundan sonra müvekkilinin söz konusu inşaatları A. İ. Z.tan devraldığını, bilahare feshedilen 5.6.2000 tarihli sözleşmeye göre inşaatların hali hazır değerinin 170.000.000.000 TL olarak belirlendiğini, bundan sonra müvekkilinin kooperatifin fesih ve tasfiye işlemlerini de üzerine aldığını, tasfiye işlemleri için 20.000.000.000 TL ayrıldığını, bilahare A. İ. Z.'ın gelerek kooperatifi kendisinin tasfiye edeceğini bildirdiğini, müvekkilince bu durum kabul edilerek tasfiye payınında müteahhide ödendiğini, böylece müvekkilinin kimseye borcunun kalmadığını, bir an için müvekkilinin kooperatife borcu kaldığı farz edilse dahi kooperatifin tasfiyesi gerçekleşmediğinden ortakların tasfiye paylarınında belirli olmadığını, takibe itirazın yerinde olduğunu belirterek, davanın reddi ile birlikte %40 kötü niyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına nazaran, 27.6.2000 tarihli sözleşme ile davalı şirketin kooperatifin tasfiye işlemleri yapması ve bu nedenle doğacak ortak tasfiye paylarını ödemeyi üstlendiği, şirketle A. İ. Z. arasında imzalanan iki adet sözleşmenin kooperatif adına imzalanmış sözleşmeler olmadığı, davacının ortak sıfatıyla tasfiye payının kendisine ödenmesini talep hakkı bulunduğu, 27.6.2000 tarihli sözleşmede davalı şirketin ortakların ödedikleri paraları iade ederek onları ortaklıktan çıkartmak ve kooperatifi tasfiye etme taahhüdünün geçerli bir taahhüt bulunmadığı, ancak, sözleşmeden sonra 12.8.2000 tarihli genel kurulda kooperatifin tasfiye kararı almış olduğu ve davalı şirket taahhüdünün bu tarihten itibaren geçerlilik kazandığı, davalı şirketin ortaklara kooperatife ödedikleri paraları ödemeyi taahhüt ettiği, davacı ortağın yatırmış olduğu parayı gerek tasfiye kurulundan gerekse şirketten talep edebileceği, davalının takip tarihinden önce direnime düştüğü hususunun davacı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile takibe vaki itirazın asıl alacağı olan bölümünün iptaline, takibin (2.000.000.000) TL asıl alacak üzerinden yürütülmesine, (800.000.000) TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, dava dışı kooperatifin tasfiye işlemlerini üstlendiği ileri sürülen davalı şirkete karşı, ortaklık tasfiye payının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının dava dışı S.S. AsfaYıldızkent Yapı Kooperatifi'nin ortağı olduğu, kooperatif ana sözleşmesi ve 3.7.1999/23 Sayılı Yönetim Kurulu Kararı uyarınca kooperatifin A. İ. Z. ve C. G.'in müşterek imzaları ile temsil edileceği, 12.08.2000 tarihli Genel Kurul Kararı ile kooperatifin tasfiyesine ve tasfiye işlemlerinin yönetim kurulu tarafından yürütülmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili tarafından, davalı şirketin 27.06.2000 tarihli sözleşme uyarınca dava dışı kooperatif inşaatlarını fiilen teslim alıp tamamladığı ve bu şekilde parasal yükümlülükleri üstlendiği, müvekkilinin de aidat yatırmakla kooperatife halef olduğu ve sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca ödediklerini iadesini istediği bildirilmiştir. İddiaya göre davacı gerçekte, ödediklerinin istirdadı suretiyle dava dışı kooperatif ortaklığından çıkmak istemektedir. Çıkma hakkının asıl muhatabı kooperatiftir ve bu şekilde açılan bir davanın, kooperatif hasım gösterilmeden görülüp sonuçlandırılması mümkün değildir. Bu durum karşısında mahkemece, davacıya, dava dışı S.S. AsfaYıldızkent Yapı Kooperatif'ince karşı dava açması için uygun bir süre verilmesi, açılacak dava ile bu davanın birleştirilmesi, davalı kooperatifin yukarıdan beri açıklanan tüm hususlarda savunmalarının tespit edilmesi, tarafların iddia ve savunmaları birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru olmamış, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, mümeyyiz taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın taraflar yararına bozulmasına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 08.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy