(818 S. K. m. 50, 51, 145)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 25. Hukuk Mahkemesince verilen 26.12.2002 tarih ve 2002/605 - 2002/896 sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan, dava konusu meblağ 800.000.000 TL.'nin altında bulunduğundan HUMK'nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigorta poliçesiyle sigortalı olan ve davalıya ait ticari aracın 13.09.1999 tarihinde meydana gelen kazada başka bir araca verdiği hasar nedeniyle müvekkilinin üçüncü şahsa 16.02.1999'da 500.000.000 TL. ödemek zorunda kaldığını, kaza sırasında davalı aracı sürücüsünün %10 promil alkollü olduğunu, Sigorta Genel Şartlarının 4/d maddesi gereğince ticari araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle üçüncü kişiye ödenen paranın faiziyle tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, ölümle sonuçlanan trafik kazası neticesinde karşı tarafa müvekkilinin araç hasarı, maddi ve manevi tazminat olarak toplam 3.100.000.000 TL. ödeme yaptığını, buna rağmen trafik sigortasından da araç hasar bedelini mükerrer olarak tahsil ettiklerini, müvekkilinin alkollü olmadığını, kaza tespit tutanağında belirtilen %10 promil alkolün kazanın meydana gelişindeki etkisinin araştırılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, davanın kabulüne, davalının takibe itirazının iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacı sigorta şirketinin, sigortalısı olan davalıya ait aracın neden olduğu kaza sonucunda üçüncü şahsa ödediği tazminatın alkollü araç kullanımı nedeniyle rucüen tahsili istemine ilişkindir. Davalı, kaza sonrası karşı tarafa 3.100.000.000 TL. ödendiği halde, davacı trafik sigortacısından da mükerrer tahsilat yapıldığını, müvekkilinin aldığı alkol oranının kazaya etkisinin araştırılması gerektiğini savunmuştur. Araç maliki, sürücüsü ve sigortacısı BK'nın 50 ve 51. maddesi hükümlerine göre verilen zarardan müteselsilen sorumlu olup BK'nın 145. maddesine göre de, müteselsil borçlulardan birinin zararı ödemesi halinde diğerleri kendiliğinden borçtan kurtulurlar. Diğer bir deyişle, alacaklının müteselsil borçlulardan biri hakkındaki davadan feragati diğer borçluları da etkiler. Dosyaya ibraz edilen 08.06.2000 tarihli karşılıklı anlaşma senedi metninden davalıya ait araç sürücüsü Ş.B.'nin, H.M.K., N.K. ve Nazan K.'ya kazada muris Z.K.'nın ölmesi ve araç hasarı nedeniyle 1,5 milyar lira para, 1 milyar ve 500 milyon liralık iki adet çek ve masraflar için 100 milyon lira verdiği, karşılığında da bu şahısların Ş.B. aleyhine açtığı Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/365 Esas sayılı davasından feragat ettikleri, davanın 11.07.2000 tarihli karar ile feragat nedeniyle reddedildiği, davacının da H.M.K.'ya 16.12.1999'da 500 milyon lira ödediği görülmüştür. Mahkemece davalının mükerrer tahsilat konusundaki savunması üzerinde durulup değerlendirilmeden karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Poliçe Genel Şartlarının, zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının işletene rücu hakkı başlıklı 4/d maddesinde, tazminatı gerektiren olayın, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak araç sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olayı yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle araç güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa işletene rücu edebileceği belirtilmiştir. Bu sebeple sürücünün aldığı alkolün promil oranlarının doğrudan doğruya sonuca etkisi yoktur. Bu durumda mahkemece, nöroloji uzmanı, hukukçu ve bir trafik uzmanı bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak bu kaza ve hasarın münhasıran sürücünün alkolün tesiri altında olmasından ileri gelip gelmediğinin tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna istinaden yazılı şekilde hüküm tesisi de bozmayı gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy