(1086 S. K. m. 275, 283)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Tekirdağ Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29.11.2001 tarih ve 1999/176 - 2001/540 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında düzenlenen 16.06.1992 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile müvekkiline ait taşınmazın davalıya satışı konusunda anlaşmaya varıldığını, sözleşmeye göre kooperatifin 21 üyeden oluşacağı ve bir üyesinin davacı olacağı, dairelerin yaklaşık 125 m2 olacağı ve daire adedinin 44 veya daha fazla çıkması halinde Sadullah Ç.'ye bir üyelik daha verilerek üye sayısının 22'ye yükseltileceğinin hükme bağlandığını, ancak davalı kooperatifin daireleri 125 m2 ölçümlü yapması gerekirken daha geniş yapmak suretiyle müvekkilinin ek üyelik kazanma olanağını ve bu üyeliğe isabet eden daireyi elde etmesini engellediğini, kooperatifin 42 daire yanında 3 adet dükkân olmak üzere toplam 45 adet bağımsız bölüm elde ettiğini ileri sürerek, müvekkiline fark üyeliğin tanınarak, bu üyelik hakkına isabet etmesi gereken pay karşılığı 12/514 hissenin müvekkili adına tefrik ve tahsisine, mesken tahsisinin mümkün olmaması halinde, fark üyelik hakkı olan 12/514 arsa payından, 10/514 arsa payına karşılık gelen 3 adet dükkânın müvekkiline aidiyetine bakiye 2/514 pay bedelinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tarafların her biri 125 m2 olarak 42 adet mesken yapımı konusunda anlaştıklarını, ancak mevcut imar planına göre Belediye'ye başvurulduğunda anlaşma konusu 64 parselin 3805 m2 olan alanının 283.75 m2'sinin yola terk zorunluluğu doğduğu ve böylece 125 m2'lik mesken yapımının imkansızlaştığı, daha sonra Belediye'den 542,75 m2'lik yeni bir alan alındığını, bu iki parselin birleştirilerek yeni bir inşaat alanı elde edildiğini, daire alanlarının büyümesinden davacının da faydalandığını, davacı tarafın iddia ettiği 3 adet bağımsız bölümün binaların kat farkından kaynaklanarak elde edildiğini ve davacının da ortak sıfatıyla dükkanlara hissedar olduğunu, kooperatif üye adedi değişmediği gibi, imar planında da bir değişiklik olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, kooperatif tarafından 42 adet 134.3 m2'lik 42 adet mesken, 2 kapıcı dairesi, 1 sosyal tesis, 3 adet dükkan yapıldığı, davacıya ek üyeliğin verilmesi gerektiği, daire ve dükkan değerleri kıyaslandığında davacıya 2 dükkan verilmesinin gerektiği gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile 4/514 arsa paylı 15 ve 16 nolu dükkanların davacıya aidiyetine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı kooperatifin 125 m2 olarak planlanan daire büyüklüklerinin 134.30 m2'ye çıkartması nedeniyle, davacının 16.06.1996 tarihli satış vaadi sözleşmesinin 3 ncü maddesinden doğan hakkına engel olunduğu iddiasına dayalı olarak açılmıştır.
Taraflar arasında adi yazılı şekilde yapılan ancak, tartışmasız biçimde uygulandığı anlaşılan sözleşmenin 2 nci maddesinde yaklaşık 125 m2 alanlı 42 dairenin yapılması planlanmış, 3 ncü maddesinde ise imar durumunun 7 kattan fazla kat yapılmasına müsaade etmesi halinde 44 adet veya daha fazla daire yapılması durumunda davacıya bir üyelik daha verileceği kararlaştırılmıştır. Davacıdan satın alınan 64 parsel sayılı taşınmaz 3805 m2 olup, 289.75 m2'sinin yola terkinden sonra kooperatifçe Belediye'den 542.75 m2 alınmak suretiyle oluşan yeni ve 76 parsel numarasını alan taşınmazın 4058 m2 olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece davalı kooperatifçe oluşturulan kazanımın, sözleşme koşulları da dikkate alınarak, davacı arsasından mı, yoksa Belediye'den alınan arsadan mı kaynaklandığını ortaya koyar biçimde yeni bir bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy