(4721 S. K. m. 2) (YHGK 07.05.2003 T. 2003/13-332 E. 2003/340 K.)
Taraflar arasında görülen davada K. Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04.03.2003 tarih ve 2001/976 - 2003/157 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.03.2004 günde davacı ile davalı avukatı gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin konut satın almak için davalı bankadan 28.03.2000 tarihinde 80 000 USD tutarında kredi kullandığını, 21.02.2001 tarihinde dalgalı kur politikasına geçilmesi nedeniyle, dövizde aşırı değer artışı olduğunu, tarafların edimleri arasında büyük dengesizlik oluştuğunu ileri sürerek, aylık taksitlerin 21.02.2001 tarihindeki USD kuru üzerinden hesap edilerek Türk Lira'sına uyarlanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, temerrüde düşen davacının uyarlama isteyemeyeceğini, döviz kurlarındaki artışın olağanüstü ve beklenilmeyen bir durum olmadığını, tarafların edimleri arasındaki dengenin aşırı derecede, açık ve objektif biçimde bozulmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 17/2. maddesinde uyarlamaya ilişkin hüküm olup, davacının uyarlama talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı tarafın 27.04.2001 tarihi ihtarname ile sözleşmenin davacıya tanıdığı TL. bazlı ödemede bulunma teklifini davalıya ilettiği, sözleşmenin 17/2. maddesinde davacıya tanınan olanağın kullanılması iradesinin 30.04.2001 tarihinde davalıya ulaşmasına rağmen davalının buna cevap vermeyerek temerrüde düştüğü, taraflar arasındaki sözleşmenin 17/2. maddesinde kararlaştırılan alternatif geri ödeme planı çerçevesinde uyarlamaya ilişkin davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, dövize endeksli konut kredisinin uyarlanması istemine ilişkindir. Davacı taraf, 28.03.2000 tarihli kredi sözleşmesi uyarınca davalı bankadan 60 ay geri ödemeli (80.000) USD konut kredisi aldığını, Şubat 2001 tarihinde meydana gelen ekonomik kriz ve döviz kur'larındaki aşırı artış nedeniyle sözleşmenin çekilmez hale geldiğini iddia ederek, sözleşmenin uyarlanmasını talep etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin 17/2.maddesi hükmü gereğince davanın uyarlanmasına karar verilmiştir. Oysa, davacı, taraflar arasındaki sözleşmenin 17/2.maddesi hükmüne dayanılarak değil, ülkemizdeki ekonomik kriz nedeniyle sözleşmenin uyarlanmasını istemiştir.
Hukukumuzda aslolan sözleşmeye bağlılık (ahde vefa-Pacta Sund Servanda) ve Sözleşme Serbestisi ilkeleridir. Ancak, MK. nun 2. maddesinden de esinlenmek suretiyle hem Clausula Rebus Sic Stantibus (Beklenmeyen hal şartı nedeniyle sözleşmenin değişen şartlara uydurulması) ilkesi, hem de İşlem Temelinin Çökmesi kuramını uygulamak suretiyle uyarlama davalarının görülebilir olduğunu benimsemiştir. Sözleşmeye müdahale için, sözleşme kurulduktan sonra ifası sırasında ortaya çıkan olaylar olağanüstü ve objektif nitelikte olmalı, değişen hal ve şartlar nedeniyle tarafların yüklendikleri edimler arasındaki denge aşırı ölçüde ve açık biçimde bozulmuş olmalı, uyarlama isteyen taraf fevkalade hal ve şartların ortaya çıkmasına kendi kusuru ile sebebiyet vermemeli, sözleşme tamamen ifa edilmemiş olmalıdır. Uyarlama kurallarının uygulanması için öngörülmez bir dış olayın meydana gelmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 7.5.2003 gün 2003/13-332 esas ve 2003/340 karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi, Türkiye'de yıllardan beri ekonomik paketler açılmakta, ancak istikrarlı bir ekonomiye kavuşamamaktadır. Devalüasyonların ülkemiz açısından önceden tahmin edilemeyecek bir keyfiyet olmadığı, kur politikalarının güvenilir olmadığı artık bilinebilen bir gerçektir. Nitekim, kredi sözleşmesinin yapıldığı tarihten sonra Kasım 2000 ve Şubat 2001 tarihli ekonomik krizlerin bir anda oluşmadığı, piyasadaki belli ekonomik darboğazlardan sonra meydana geldiği görülmektedir.
Ülkemizde 1958 yılından beri devalüasyonlar ilan edilmekte, sık sık para ayarlamaları yapılmakta, Türk parasının değeri dolar ve diğer yabancı paralar karşısında düşürülmektedir. Dolayısıyla ülkemizdeki istikrarsız ekonomik durum taraflarca tahmin olunabilecek bir keyfiyettir. Somut olayda uyarlamanın koşullarından olan öngörülmezlik unsuru oluşmamıştır.
Yukarıda yazılı gerekçelerle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 375.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 02.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy