(7201 S. K. m. 17, 18)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Aydın Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.04.2003 tarih ve 2000/1142 - 2003/482 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.03.2004 günde davalı avukatı A.İhsan Yılmaz ile davacı avukatı tebliğe rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan tarafın avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin genel kurul kararı ile kooperatiften ihraç edildiğini, ihraca dayanak ihtarların usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği gibi, ödeme zamanı gelmeyen Ağustos ayı aidatının da istendiğini ileri sürerek, ihraç kararının iptalini istemiştir.
Davalı vekili, ihtarların usulüne uygun olduğunu, istenen miktar içinde Ağustos ayı aidatının bulunmadığını, tebligatların da işçilerine yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, ihtarların davacı adına tebligatı kabul etmeye yetkili şahıslar tarafından tebellüğ edilmediği, tebligatı alan şahısların adresleri tespit edilemediğinden bilgilerine başvurulamadığı, bütün bu nedenlerle ihtarların usulüne uygun tebliğ edilmediği gerekçesiyle dava kabul edilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava, kooperatif ortağının parasal edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle ihraç edilmesine dayalı ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. İhraç kararına dayanak gösterilen ihtarlar davacının fabrikasında çalışan işçilerine tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, anılan tebligatların usulüne uygun olmadığı, davalının tebligatlarının usulüne uygun olmadığını kanıtlayamadığı gerekçe gösterilerek dava kabul edilmiştir.
T.K.nun 18. maddesindeki düzenleme tebligat muhatabının otel, hastane, fabrika, mektep gibi yerlerde bulunması durumunda uygulanacak bir düzenleme olup, somut olayda davacı tebliğ çıkarılan fabrikanın sahibidir. O halde T.K.nun 17. maddesine uygun tebligatın yapılıp yapılmadığı belirlenmelidir. Davalı kooperatif, tebligat adresinin davacının işlettiği işyeri olduğunu iddia etmiş ve bu husus davacı tarafından da kabul edildiğine göre, davalı kooperatifin tebligatların usulüne uygun olduğuna ilişkin tanık dinletme talebinin değerlendirilmesi gerekirken, kayıt dışı işçi çalıştırmasının davacı lehine sonuç doğuracak şekilde değerlendirilerek tebligatların usulsüzlüğü gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2-) Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, takdir edilen 375.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy