(1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kahramanmaraş Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.09.2000 tarih ve 1998/522 - 2000/442 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirket ile müvekkili arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine diğer davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imza koyduklarını, sözleşme gereğince davalı şirkete gayri nakdi ithalat kredisi (akreditif taahhütleri) açıldığını, ayrıca TL nakit kredisi de kullandırıldığını, nakit kredilerinin zamanında geri ödenmemesi üzerine hesabın katedilerek şirketin temerrüde düşürüldüğünü, gayri nakdi kredi kredilerinde riziko altında olduğunu ileri sürerek, 1.688.923 DM akreditif taahhüdünün aynen veya depo edileceği tarihteki kur üzerinden TL olarak depo edilmesine, yargılama sırasında nakde dönüştüğü takdirde aynen veya nakde dönüş tarihindeki kur üzerinde TL karşılığının % 165 temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar, yanıt vermemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, 1.664.000 Dm.nin TL karşılığının tahsil anındaki kur üzerinden depo edilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesine dayanılarak açılmış akreditif bedelinin depo edilmesi ya da yargılama sırasında ödendiği takdirde, davalılardan sözleşme faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 31/4 ncü maddesi gereğince müşterinin akreditif vadesinden önce bankanın bildirimi üzerine kredi miktarını bankaya ödemesi gerekmektedir. Dava açıldığı tarihte davacı banka akreditif kredisi nedeniyle dava dışı ihracatçıya veya muhabir bankaya herhangi bir ödeme yapmamış, ancak ödemeyi garanti ettiği için davalının diğer kredi borçları kat edilip takibe alındığından akreditif garantisi de riziko taşır hale gelmiştir. O halde davacının akreditif garantisinin depo edilmesini veya tazmin edildiği takdirde ödeme tarihinden itibaren sözleşme faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemesinde usule ve sözleşmeye aykırılık yoktur. Yargılama sırasında davacının akreditif bedellerini ödediği ileri sürüldüğüne göre, mahkemece uzman bilirkişi aracılığı ile kredinin nakde dönüş tarihleri belirlenip bu tarihten itibaren sözleşme faizi hesaplanıp sonucuna göre tahsil kararı verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu sadece depo kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy