(4077 S. K. m. 10, 23)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Dursunbey Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 5.2.2003 tarih ve 2002/140-2003/20 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin müteveffa İsmail Tosun'un davalı bankadan aldığı kredi kartı için 50.000.000 TL limit dahilinde kefil olduğunu, anılan şahsın vefatı nedeniyle bankanın müvekkilini ödeme hususunda sıkıştırdığını, müvekkilinin temerrüde düşmemek için değişik tarihlerde olmak üzere davalı bankaya toplam 820.000.000 TL ödediğini, müvekkilinin kefalet limiti olan 50.000.000 TL üzerinden kalan ödemesi nedeniyle davalı bankanın sebepsiz yere zenginleştiğini ileri sürerek, 770.000.000 TL sının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili., davacının hiç bir ödeme ihtarı ve icra takibi yapılmadan garantörü bulunduğu kredi sözleşmesinden doğan borcunu yerine getirdiğini, davacının son ödeme yaptığı tarihten itibaren 1 yıllık sürenin geçtiğini, sebepsiz zenginleşmenin müvekkili olmayıp, esas borçlu İsmail Tosun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın davacıdan kefalet limitini aşan miktarı tahsil etmesinin hukuki dayanağı olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 770.000.000 TL. nin faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kredi kartı sözleşmesine kefalet nedeniyle davalı bankaya yapılan fazla ödemenin tahsili istemine ilişkindir. Davanın dayanağını kredi kartı sözleşmesi oluşturmaktadır. Konuyla ilgili düzenleme 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 10/A maddesinde yer almakta olup, aynı kanunun 23. maddesi uyarınca, bu kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemesinde bakılacağının düzenlenmiş olması karşısında, bu davaya bakmak Tüketici Mahkemelerinin görevine girmektedir.
Mahkemelerin görevi, dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekmektedir. Bu nedenle davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla ve 4077 sayılı Yasa hükümlerine göre bakılması gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenle kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy