(2004 S. K. m. 67) (1163 S. K. m. 42, 55, 62)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Çankırı Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 27.3.2003 tarih ve 2001/650-2003/139 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin üyesi olduğunu, ödemesi gereken Aralık 2000, Nisan ve Mayıs 2001 aidatlarını ödemediğini, yapılan icra takibine karşı yaptığı itirazında Mayıs ayı borcu olan 65.000.000 TL'sini kabul edip, geri kalanını kabul etmediğini, ancak davalının Aralık 2000 ve Nisan 2001 aylık aidatlarını da ödemediğini ve faiz oranına da itirazda bulunduğunu ileri sürerek itirazın iptalini, takibin devamını ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, takibe konu miktardan Mayıs 2001 tarihine ait 65.000.000 TL'sini ödemediğini, başka borcunun bulunmadığını savunarak davacıdan inkar tazminatı alınmasını istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, 24.2.2003 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile, davalının hakkında yapılan takibin 77.000.000 TL'lik kısmına yaptığı itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına ve %40 oranında hesap edilen 30.880.000 TL tazminatın davalıdan alınmasına; davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun Genel Kurulun yetkilerini düzenleyen 42. maddesi ile davacı kooperatife ait ana sözleşmenin 23/6 maddesi uyarınca ortaklardan tahsil edilecek taksit miktarı ve ödeme şartları ile gecikme halinde uygulanacak esasları tespit etmenin genel kurulun devir ve terk edemeyeceği görev ve yetkilerinden olduğu anlaşılmakla, davacı kooperatif yönetim kurulunca 11.01.2000 tarihinde alınan karar ile ortaklık aidatlarının 35.000.000 TL den 43.000.000 TL ye çıkarılmasına dair kararın yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı olması nedeniyle davalıdan genel kurul kararı dışında oluşturulan aidat farkının talep edilemeyeceğinin kabulü doğru olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davacı kooperatif yönetim kurulu 3.4.2001 tarihinde, tapu harçlarının yükselmesi ve SSK Müdürlüğünce çıkarılan ek ödeme nedeniyle üye başına 120.000.000 TL düştüğünü belirterek, bu miktarın Nisan ve Mayıs aylarında 60.000.000 TL olarak alınmasına karar vermiştir. Kooperatifler Kanununun Yönetim Kuruluna ilişkin düzenlemeleri içeren 55 ve devamı maddeleri ile 62. maddesi uyarınca, yönetim kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organı olup, kooperatifin işlerinin yönetiminde gereken titizliği göstermesi ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda bütün gayretini sarf etmesi gerekmektedir. Buna göre, yönetim kurulu kooperatifin işlerinin yürütülmesi sırasında basiretli bir iş adamı gibi de hareket etmek zorundadır. Bu esaslar davacı kooperatife ait ana sözleşmenin 44. ve devamı maddelerinde de kanuna paralel şekilde düzenlenmiştir. Bu nedenle, genel kurulca karar altına alınmasa bile, inşaat ruhsatına göre hesaplanan işçilik tutarından doğan bir ödeme olan SSK. ödemesinin, daha önceden belli olan bir borç mahiyetinde olmayıp, iş bitiminde ortaya çıkan ve asgari işçilik ölçümlemesiyle hesaplanan ve tüm inşaatlarda ortaya çıkabilen bir ödeme niteliğinde olduğu, Yönetim Kurulunun ihmali sonucunda ortaya çıkan bir bedel olmadığı, tapu harçlarının da yükselmesi nedeniyle bu giderin de karşılanabilmesi amacıyla bu kararın alındığı, gerek SSK prim ödemesinin gerekse tapu harçlarına ilişkin bedelin talep edilmesinin, kooperatifin faaliyetinin sürdürülebilmesi için gerekli mali katkı niteliğinde olduğu, ödenmediği takdirde geç ödemeden kaynaklanan faiz borçlarının da eklenmesi ve kooperatif faaliyetlerinin tıkanması nedeniyle kooperatifin dolayısıyla da üyelerin zararına sonuç doğuracağı, bu ödemeleri yapmama veya bedellerini belirleme yönünde Yönetim Kurulunun herhangi bir yetkisinin bulunmadığı, bu giderlerin kamu borcundan olması ve bir an önce ödenmesinin kooperatifin ve üyelerin yararına olduğu, her zaman ödenmesi zorunlu gider olduğundan Genel Kurulca karar altına alınmasını beklemenin üyelerin zararına olacağı ve yönetim kurulu üyelerinin de sorumluluklarına yol açacağı kaldı ki, tapu harçlarının tapu almak isteyen herkesin ödemek zorunda olduğu bir gider niteliğinde bulunduğu hususları göz önüne alındığında Yönetim Kurulunca alınan bu kararın yasa ve ana sözleşmeye aykırı olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, 10.1.2000 tarihli genel kurul toplantısında da, tapu işlemleri ve ödemelerin 2001 yılına kalmasına karar verildiği, tapunun kooperatif adına alınabilmesi ve üye adına ferdileştirmeler için yönetim kuruluna da yetki verildiğinin anlaşılmasına göre, yönetim kurulunca bu hususlarda karar verilebileceğinin de kabulü gerekir. Ancak, genel kurul kararı dışında yüklenen bu ek ödemeler nedeniyle meydana gelecek temerrüt hallerinde, bu ödemeler aidat niteliğinde bulunmadığından genel kurulca kararlaştırılan aylık %20 gecikme faizi oranı, bu alacaklara uygulanamaz. O halde, mahkemece bu hususlar gözetilerek davalının borcunun tespiti gerekirken, yazılı şekilde yönetim kurulunca alınan 120.000.000 TL den sorumlu olmadığına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı kooperatif yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.03.2004 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Davacı kooperatif ana sözleşmesinin 23/6 maddesinde ortaklardan tahsil edilecek taksit miktar ve ödeme şartları ile gecikme halinde uygulanacak esasları tesbit etmek kooperatifin en yetkili olan genel kurulun yetkisinde olduğu öngörülmüş, son fıkrada ise ana sözleşmenin 23 ncü maddesinde öngörülen tüm görev ve yetkilerinin devir ve terk edilemeyeceği belirtilmiştir. Ortaklardan tahsil edilecek taksitlerin de amaca ulaşmak için gerekli tüm giderleri kapsayacağı açıktır. Yani sadece inşaat ya da benzeri giderler taksit kapsamındadır, dava konusu olayda olduğu gibi SSK prim borçları ve tapu giderleri taksit kapsamında değildir veya kooperatifin devamı ve hayatiyeti için gerekli giderler taksit kapsamında değildir diğerleri taksit kapsamındadır şeklinde bir ayrıma gidilemeyeceği ve şerefiyeler dışında kooperatif amacının gerçekleştirilmesi için ortaklardan istenen tüm ödemelerin taksit kapsamında olduğu görüşündeyim. Nitekim, Dairemizce de taksit miktar ve ödeme şeklinin genel kurulun yetkisinde olduğu istikrarlı bir şekilde uygulanmış, yönetim kurulunun bu hususta yetkisi bulunmadığı kabul edilmiştir (Bkz. G.Eriş, Uygulamalı Kooperatifler Hukuku, Ankara, 1999, 2.Baskı, S.805, Y.11.H.D., 16.6.1990 T, E.4385, K.4615, S.117, Y.11.H.D. 12.6.1997, E.3826, K.4591). Ayrıca Dairemizce dava konusu olayda olduğu gibi tapu ve ruhsat giderleri için ana sözleşmenin yukarıda sözü edilen hükmüne göre genel kurulun yetkili olduğu bu hususta yönetim kurulunun yetkisi olmadığı şeklindeki mahkeme kararı da onanmıştır. (Bkz. age, s.268 vd, Y.11.H.D., 14.9.1998, E.4031, K.5554). Her ne kadar Dairemizin 12.12.1994 T, 6221 E, 9524 K sayılı ilamında (Bkz. age, S.866 vd. Y.11.H.D, 12.12.1994, E.6221, k.9524) kooperatif faaliyetinin sürdürülebilmesi için gerekli mali katkının yönetim kurulunca istenebileceği belirtilmiş ise de, eser sahibince bu kararın tartışılacak nitelikte olduğu vurgulanmıştır. Kaldı ki, tapu harç ve giderleri ile SSK primlerinin faaliyetin sürdürülmesi anlamında diğer kalemlerden farklı yorumlanmasına da neden yoktur. Davacı kooperatif ana sözleşmesinin yönetim kurulunun görevlerini düzenleyen 44 ncü maddesinde de yönetime böyle bir yetki verilmemiştir. Dava konusu olay bakımından üzerinde durulması gereken bir diğer hususta yönetim kurulunca istenen (120.000.000) TL'nin sadece tapu harçları ve SSK prim borçları karşılığı olmayıp, dosya içerisinde mevcut 3.4.2001 tarihli yönetim kurulu kararından açıkça anlaşılacağı üzere bu tutara kırtasiye masrafı, pul paraları ve noter giderleri de dahil bulunmaktadır. Yönetim kurulunun bir kısım ödemeleri genel kurul kararı olmadan isteyebileceğinin kabulü hangi giderlerin bu kapsamda olduğu bağlamında birçok uyuşmazlığa neden olacağı gibi, genelde dar gelirli kişilerin oluşturduğu ortakları da beklenilmeyen aidat ödemeleri ile karşı karşıya bırakacaktır. Kooperatif yönetim kurullarının basiretli yönetimi kendilerine sunulan bütçe imkanları ile sınırlı olup, kasada para olmadığı halde ödeme yapmamaları kendilerinin sorumluluğunu gerektirmeyeceği Dairemizin yerleşmiş uygulamalarındandır. Yukarda açıklanan nedenlerle herhangi bir genel kurul kararına dayanmadan tapu harçları, SSK primleri, artışları ile kırtasiye masrafı, pul paraları ve noter giderleri karşılığında her üyenin 2 taksit halinde (120.000.000) TL ödemesine ilişkin yönetim kurulu kararına istinaden davalıdan istemde bulunulamayacağı, diğer ortakların bu tutarları ödemesinin de neticeye müessir bulunmadığı ve bu sebeple davacı tarafın bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının yerinde olmadığı ve bu sebeple mahkeme kararının onanması gerekir görüşünde olduğumdan sayın çoğunluk görüşüne karşıyım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy