(818 S. K. m. 41, 42) (6762 S. K. m. 3) (3095 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Erzurum Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.12.2002 tarih ve 2002/251 - 2002/689 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait kabloların davalının yaptığı kazı çalışmaları sırasında kopartılmak suretiyle hasara uğratıldığını ileri sürerek, toplam 75.686.280.192.-TL. nın 05.02.2002 olay tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, zemin karla kaplı olduğundan ikaz taşının görülemediğini, davacının müvekkiline de çalışma alanlarını gösterir kroki ve belgeleri göndermediğini, işletme zararının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davanın kısmen kabulü ile 15.775.049.775.-TL. nın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı ve davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacının kablolarına verilen zararın tazmini istemine yönelik tazminat davasıdır.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının işletme zararının hesaplanması için gerekli olan istatistikî bilgilerin dosyada mevcut olmadığı ve işletme zararı için verilen formülün eksik olduğu, bu nedenle kendi bilgi ve deneyimine göre farazi olarak hesabın yapıldığı belirtildikten sonra işletme zararı hesaplanılmıştır. Bilirkişi raporuna davacı 24.10.2002 ve davalı da 24.10.2002 dilekçesi ile bu hesap şekline itiraz etmişlerdir. Yine, davadan önce davacı tarafından yaptırılan tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda da işletme zararı bilirkişinin uzmanlık alanı dışında olduğundan hesaplanmamıştır. O halde mahkemece, davacının işletme zararı talebinin hesabı için uzman bir bilirkişiden Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu yönden taraflar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Ayrıca, davacı tacir olup, TTK. nun 3 ncü maddesi uyarınca bu müesseseyi ilgilendiren fiil ve işlerin ticari iş sayılmasına ve ayrıca 3095 sayılı Yasa'nın 2 nci maddesinin 2 nci fıkrasında, 4489 sayılı yasa ile yapılan değişiklikle "arada sözleşme olmasa bile, ticari işlerde temerrüt faizi, T.C.Merkez Bankası'nın kısa vadeli krediler için öngördüğü avans faiz oranına göre istenebileceği" belirtilmiş olmasına göre, olayda istem gibi avans faiz oranına hükmetmek gerekirken, yasal faize hükmedilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 08.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy