(818 S. K. m. 42) (1086 S. K. m. 67, 83, 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 27.03.2003 tarih ve 2001/1068 - 2003/274 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.03.2004 günde davacı avukatı İbrahim Y. ile davalı avukatı Mine Ö. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin yolcu olduğu trenden düşerek sağ bacağını yitirdiğini ileri sürerek, 500.000.000.-TL protez bedelini ıslah ile 2.768.727.240.-TL olarak kaza tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne 2.768.727.240.-TL. nın kaza tarihinden 3 ay sonrası olan 09.05.1994 tarihinden itibaren avans faiz oranı üzerinden faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava tarihinde davacı reşit olmasına rağmen babasının vekaletnamesine dayanılarak dava açılması nedeniyle yargılama sırasında davacıdan da vekaletname alınarak davaya devan edilmiş olmasında usule aykırılık yoktur. Ayrıca, vekalet eksikliği bu şekilde giderildikten sonra davacının başlangıçtaki talebini ıslah etmesi ıslah edilen miktarın dava dilekçesindeki talep ile ilgili olması nedeniyle sonradan alınan vekaletnameye dayanılarak ıslah yapılması da mümkündür.
Öte yandan, davacının kaza sonrasında ayağını kaybetmesi sonucunda protez takması gerektiği halde dava tarihine ve bu tarihten sonra da protez takmamış olmasının, kaza sonrasında davalının kusur oranına göre takması gereken protez bedelinden sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Zarar, kaza tarihinde oluştuğuna göre, zararın sonuçlarından davalı kusuru oranında sorumludur. O halde davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, mahkemenin kararına dayanak gösterdiği bilirkişi raporunda seçenekli hesaplama yapılmış, protez takılması periyotlarına ilişkin seçenekler mahkemenin tercihine bırakılmıştır. Mahkemece, Dairemizin başka bir kararı emsal alınarak protezlerin 2 yıllık periyotla değişeceği benimsenerek hüküm kurulmuştur.
Raporu düzenleyen bilirkişiler arasında ortopedi uzmanı bulunmamaktadır. Emsal alınan Dairemiz kararı da somut olaya uygunluğu açısından denetlemeye elverişli değildir. O halde mahkemece, aralarında ortopedi uzmanı bilirkişinin de bulunduğu kuruldan davacıya takılması gereken protezlerin periyotlarının ne olması gerektiği konusunda rapor alınıp sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy