(4077 S. K. m. 3, 10, 23)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.12.2001 tarih ve 1997/301 - 2001/1502 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, 17.08.1993 tarihli dövize endeksli konut kredisi sözleşmesiyle 62.000 Alman Markı karşılığı 400.000.000.- TL kredi kullandığını, 1994 yılında meydana gelen olumsuz ekonomik gelişmeler sonucunda edimler arasındaki dengenin bozulduğunu ileri sürerek, aylık ödemelerin 03.01.1994 tarihindeki döviz kuru üzerinden yapılması suretiyle sözleşmenin değişen koşullara uyarlanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, uyarlama koşullarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı banka tarafından verilen ödeme planının davacı tarafından kabul edildiği gerekçesiyle sözleşmenin banka tarafından sunulan geri ödeme planı çerçevesinde uyarlanmasına dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar, dairemizin 05.11.1996 gün ve 1996/7057 Esas,7652 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yeniden yargılama sonucunda, karar tarihi itibariyle davacı borcunun 3.045.683.763.- TL olduğunun tespitine, bu meblağın 5 eşit taksitle ve her taksitin 609.136.752.- TL olarak ödenmesi suretiyle uyarlamanın uygulanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı bankadan alınan döviz kredisinin değişen şartlara uyarlanması istemine ilişkindir. 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3 ncü maddesinin c ve k bentleri ile 10 ve 23 ncü maddeleri gereğince uyuşmazlığı inceleme görevi Tüketici Mahkemeleri'ne ait olup, mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosyanın Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi yanlış olmuş ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan, davalı vekili, yargılama sırasında temerrüt savunmasında bulunmuştur. Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyet raporu Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına uygun ise de, dava koşullarından olan davacının ödemelerinde temerrüde düşüp düşmediği hususunun incelenmemesi doğru olmamıştır. Bu durum karşısında mahkemece davacı borçlunun, davadan önce, davalı bankaya olan borçları bakımından temerrüde düşüp düşmediğinin incelenmesi ve temerrüt olgusunun gerçekleşmiş olması halinde ortada geçerli ve halen ayakta olan bir sözleşmenin varlığından söz edilemeyeceğinden, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy