(6762 S. K. m. 4) (818 S. K. m. 490)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 23. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.10.2002 tarih ve 2002/116-806 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, dava dışı Memduh A. ile davalı banka arasında imzalanan kredi kartı sözleşmesine ( 300.000.000) TL. limitle kefil olduğunu, müvekkiline bilgi verilmeden davalı banka tarafından kredi kartı limitinin (700.000.000) TL'na çıkarıldığını, bu nedenle müvekkilinden ( 1.223.000.000.) TL. haksız tahsilat yapıldığını ileri sürerek, şimdilik (600.000.000) TL'nin 23.5.2001 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bir tarafı tacir olan davalara bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemelerinin olduğunu, yapılan işlemlerin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının olurunu almadan kredi limitinin (700.000.000.) TL.na çıkarılmasının ve davacının ödenmeyen bu paradan sorumlu tutulmasının bir haksız fiil olduğu, bu tür davaya bakma görevinin mahkemeye ait olduğu, asıl borçluya karşı tahsil çabasının sonuçsuz kaldığı, bu nedenle kefile gidildiği kanıtlanmadan davacıya karşı yapılan bu haksız fiilden dolayı, haksız eylemin gerçekleştiği tarih olan 23.5.2001 tarihinden itibaren davalının sorumlu bulunduğu gerekçesiyle, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak ( 600.000.000.) TL.nın 23.5.2001 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın istirdadı istemine ilişkindir. T.T.K.nun 4/6. Maddesi uyarınca bankalar ve ödünç para verme işleri kanunlarında tanzim olunan hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.Davalı vekilinin cevap süresinin uzatılması talebi mahkemece kabul edildiğine ve davalı vekili tarafından süresinde işbölümü itirazında bulunulduğuna göre mahkemece, iş bölümü itirazının kabulüne karar verilmek gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2-Davacı, dava konusu kredi sözleşmesinin kefili olduğunu ve fazla ödemede bulunduğunu ileri sürdüğüne, davalı ise yapılan işlemlerin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğunu savunduğuna göre, mahkemece taraflar arasındaki sözleşme getirtilerek davalı savunmasının değerlendirilmesi ve davacının kefil olup olmadığının, davacı gerçekten kefil ise kefalet limitinin bulunup bulunmadığının ve miktarının belirlenmesi, bir kefalet limiti bulunsa dahi B.K.nun 490. Maddesi uyarınca kefilin, borcun aslı ile beraber borçlunun kusur veya temerrüdünün kanuni neticelerinden dahi sorumlu olduğunun düşünülmesi, asıl kredi borçlusunun ve kefilin ödeme miktarları banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle tespit edilerek, varsa fazla ödeme miktarının belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, temel ispat kurallarına dahi uyulmadan, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı banka yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy