(4721 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 436)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11.09.2002 tarih ve 2001/389 - 2002/895 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.03.2004 günde davalı avukatı T. K. gelip, davacı avukatı tebliğe rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan tarafın avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi V. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında imzalan 12.04.2000 tarihli konut kredisi sözleşmesi uyarınca müvekkilinin davalı bankadan 36 ay vadeli aylık % 3.50 faizli 12.000.000.000 TL kredi aldığını, müvekkilinin aynen uymasına karşın davalının 03.04.2001 tarihinde sözleşme, kanun hükümlerine ve eşitlik prensiplerine aykırı olarak bakiye tüm kredi borcunun geri istendiğini, kullanılan kredinin vadeli sabit faizli tüketici kredisi olup, davalı bankanın davranışının iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı bankaya muaccel borcu bulunmadığının tesbiti ile kredi taksitlerinin aylık 606.378.060 TL olduğunun tesbitini, sözleşmenin 18 nci maddesinin hakiminin sözleşmeye müdahalesi ile iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin tarafların serbest iradesi ile imzalanan sözleşme hükmü uyarınca tüm alacağı muaccel hale getirebileceğini, iyi niyet kurallarına aykırı bir durum bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlar ve yaptırılan bilirkişi incelemesine göre, taraflar arasındaki sözleşmenin 18 nci maddesi hükmü uyarınca davalının tek taraflı olarak sözleşmeyi kat ettiği, sözleşmenin aynı hükmüne dayanarak tek taraflı olarak borcu muaccel kılma yetkisi mevcut ise de, bu yetkinin sözleşmede sayılan hallerden birinin gerçekleşmesi ya da MK'nun 2 nci madesi hükmüne aykırı olmayacak şekilde kullanabileceği, taraflar arasındaki sözleşmenin kredi süresi ve ödeme şartları önceden belirlenen tüketici kredisi niteliğinde olduğu, bu kredinin süresiz ticari krediler gibi bankaca dilendiği zaman kat edilmesi ya da faizinin artırılmasının söz konusu olmayacağı, davalı mali kaynak temininde güçlük çektiğini kredinin kat'ı için gerekçe göstermiş ise de, bu hususun kanıtlanmadığı ve davalının keyfi olarak tüm borcu muaccel kılmasının MK'nun 2 nci maddesindeki iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının davalı bankaya muaccel borcu bulunmadığının tesbitine, kredi taksitlerinin taraflarca kararlaştırılan miktarlar üzerinden ödenmesinin devamına, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına, aşağıda yazılı bakiye 406.431.796 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 18.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy