(818 S. K. m. 104) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 13.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.04.2003 tarih ve 2001/463 - 2003/307 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı ve davacı vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının kooperatif üyesi olduğunu, tasfiye kurulunun konutların iskân izninin alınması, bazı eksik işlerin yapılması için ödemeler belirlediğini, ancak davacının payına düşen ödemeleri yerine getirmediğini, hakkında yapılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı-karşı davacı, davalı kooperatifin ortaklığından 11.08.2000 tarihinde ayrıldığını, cevap verilmeyince noter aracığıyla iradesini bildirdiğini, 19.11.2000 tarihli olağanüstü genel kurulda istifanın kabul edildiğini, bunun üzerine Eylül 2000 ayı sonuna kadar olan kooperatif borcunu ödediğini, hesaplaşma işleminin ise yapılmadığını ileri sürerek, şimdilik 50.000.000.-TL. nın karşı davalı kooperatiften tahsilini talep etmiş, asıl dava yönünden ise, kooperatifin üyelikten ayrıldıktan sonra kendisini borç altına sokamayacağını, kooperatifin işlemlerinin tasfiye ile sınırlı olmasına rağmen işletme kooperatifi gibi çalıştığını, dairelerin tapuları alındığından artık kat mülkiyeti kanununun uygulanması gerektiğini ve mahkemeden de bu yönde toplantı yapılması için izin alındığını, imar izninin de malikler tarafından alınması gerektiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davacının istifa beyanının, kooperatiften doğan yükümlülüklerinden kaçınmak amacına yönelik olduğu ve konutunu kooperatife bırakma iradesi taşımadığı, davacının hizmet bedelini ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davalının itirazının iptaline, takibin 213.000.000.-TL asıl ve 114.296.330.-TL işleyen faiz üzerinden devamına, dava yargılamayı gerektirdiğinden inkar tazminatı talebinin reddine, karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ve davacı vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davaya esas icra takibinde asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı 473.156.000.-TL. sının takip tarihinden itibaren faizi ile tahsili talebi bulunmakta olup, mahkemece davanın kısmen kabulü ile takibin 213.000.000.-TL asıl ve 114.296.330.-TL işleyen faiz üzerinden devamına karar verilmiş takip tarihinden itibaren işleyecek faiz belirtilmemekle takipte istenilen faize faiz işletilmesi hali geçerli duruma gelmiştir. Bu itibarla, talep edilen işlemiş faiz yönünden BK. nun 104/son maddesine aykırı olarak geçmiş günler faizine temerrüt sebebiyle faiz yürütülmesi sonucunu doğuracak şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; aidat ve faiz oranları kooperatif genel kurulunda belirlendiğine göre, davalı kooperatif ortağı tarafından davacının alacağının bilinmesi ve hesap edilmesi imkan dahilindedir. Böyle bir durumda, likit alacak niteliğini kazanan alacak için, icra inkar tazminatı istenmesi mümkün olduğundan, mahkemece, davacı yararına icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bu talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4- Ayrıca, mahkemece karşı davanın reddine karar verildiği halde, karar tarihinde geçerli Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca davacı vekili lehine ücreti vekalete karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 3 ve 4 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacı ve davalıya iadesine, 15.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy