(818 S. K. m. 41) (6762 S. K. m. 3) (3095 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 4.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 06.02.2003 tarih ve 2001/595 - 2003/57 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş dava konusu meblağ 800.000.000 TL. nin altında bulunduğundan HUMK. nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait haberleşme hattına, davalı yanca yapılan kazı çalışması sırasında toplam 1.161.622.780.-TL hasar verildiğini ileri sürerek, bu meblağın olay tarihinden itibaren Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslara uyguladığı değişken oranlardaki avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hasar ile müvekkili şirketin eylemi arasında nedensellik bağının kesildiğini, müvekkil şirketin eylemi arasında nedensellik bağının kesildiğini, müvekkil şirketin kusurunun bulunmadığını, talep edilen tazminatın fahiş olup, yasal faizin üzerinde faiz talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı tarafından yapılan kazı çalışması sırasında, davacıya ait haberleşme hattının kopartılmak suretiyle hasarlanmasına neden olduğu, davalının % 60 kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 636.973.668.-TL. nın dava tarihinden itibaren Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uygulanan faiz oranı üzerinden davalıdan tahsiline kara verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına geline; dava haksız eylemden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, kusurun tamamının davalıda olduğuna ilişkin bilirkişi raporunun aksine, davacıya ait hasarlanan yeraltı haberleşme kablosunun sunulu projeye işlenmemiş olması ve gözlemcinin davalıyı ikaz ettiği halde, iş bitinceye kadar takip etmediği gerekçeleriyle davacıyı % 40 kusurlu bulan ek bilirkişi raporuna dayalı hüküm tesis edilmiştir.
Oysa keşif sırasında dinlenen tanık beyanlarından, davalının, hasarlanan yeraltı haberleşme kablosu konusunda gözlemci ve davacı kurum yetkililerince ikaz edildiği, hatta ilk yüzey kazının elle yapıldığı anlaşılmaktadır. Hasarlanan kablonun bulunamaması üzerine, kepçe ile kazı çalışmasına devam edildiği ve bu şekilde hasarın gerçekleştiği bellidir.
O halde, mahkemece, her halükarda, davalının hasarlanan yeraltı kablosu konusunda ikaz edildiğinin ve davalının olayda % 100 kusurlu bulunduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle yetersiz ek rapora dayalı hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
Öte yandan, tazminat haksız eylemden kaynaklanmış bulunmasına göre, temerrüt faizine olayın meydana geldiği tarihten itibaren karar vermek gerekirken, isteme aykırı olarak dava tarihinden itibaren karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bundan başka TTK. nun 3 ncü maddesine göre, davalı tacirin haksız eylemi ticari iş niteliği taşımasına göre, ticari işlerde, 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı kanun ile değişik 2/2 nci maddesi hükmü gözetilmek ve istem gibi avans faiz oranına hükmedilmek gerekirken, yazılı faiz oranına hükmedilmesi keza isabetli bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, temyiz harcı peşin alındığından davalıdan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 16.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy