(6762 S. K. m. 22)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 6.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11.12.2002 tarih ve 1997/450-2002/689 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.3.2004 günde davacı avukatı Kamuran E. ile davalı avukatı Ünsal T. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin kurucuları ile sözlü, davalı şirket ile yazılı sözleşmeler gereğince davalı şirketçe inşaasına karar verilen "Turizm Konaklama Tesisi"ne müvekkilinin mali, teknik, bürokratik konulardan hizmet vermeyi taahhüt ettiğini, taahhütlerin bir kısmının yerine getirildiğini, bir kısmının ise ihtarlara rağmen davalıların üzerine düşen edimi yerine getirmemesi nedeniyle başlanıp bitirilmediğini, sözleşmenin 4. bölüm 1. maddesi gereğince müvekkilinin oluru olmaksızın sözleşmede belirtilen hizmetlerin bir başkasına devredilemeyeceğini ve davalı şirketin kendisinin dahi yapamayacağını, aksi takdirde bu hizmetlerin görülmüş gibi ücretinin ödeneceğinin kararlaştırıldığını, 7.9.1992 temerrüt tarihi itibariyle 1.045.000.000 TL asgari ücret alacağına hak kazanıldığını, ayrıca davalılar adına 100.000.000 TL. nin üzerinde harcama yapıldığını, ücret alacağı zamanında ödenmiş olsaydı müvekkilinin o tarihte tahakkuk etmiş vergi borcunun kooperatif faiz ve cezalarından kurtulmuş olacağını, bu nedenle de BK. 105. maddesi gereğince munzam zararlarının söz konusu olduğunu ileri sürerek, şimdilik ücret alacağından 1.045.000.000 TL yapılan masraflardan 10.000.000 TL ve munzam zarar olarak da 500.000.000 TL. nin temerrüt tarihinden itibaren reeskont oranı üzerinden faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar vekili, sözleşmenin 21.1.1992 tarihinde feshedildiğini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davalı Hüseyin'in davadan önce ölmüş olması nedeniyle hakkında dava açılamayacağını, Azime Ç. ile hiçbir sözleşmenin yapılmadığını, davacının sözleşmenin 3. maddesinde düzenlenen edimlerinden hiç birini belirlenen sürede yerine getirmediğini, yapılan işlerin ise sözleşmenin 3. maddesinde öngörülen edimin alt işlemleri olduğunu, doğmamış bir alacağı vergi dairesine bildirerek munzam zarar isteminde bulunmanın basiretli tacir kavramı ile bağdaşmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı Hüseyin'in davadan önce ölmüş olması, davalı Azime ise yargılama sonrasında öldüğünden davaya dahil edilen mirasçıları açısından 16.8.1990 tarihli yazılı sözleşmeden önce Azime ile sözlü sözleşme yapıldığı ve kişisel olarak sorumlu olduğu kanıtlanamadığından bu şahıslar hakkındaki davanın reddine, sözleşmeden kaynaklanan alacak ile ilgili zamanaşımı süresi dolmadığından davalı şirketin zamanaşımı def'inin reddine, sözleşmenin 4. maddesinde davacının ücret hakkının davalı şirkete sağlayacağı nakit girdilerin %10 u olarak düzenlendiği, ancak davacının anılan nakit girişini sağlayamadığı, yine sözleşme gereğince davacının yapacağı hizmetlerin, onun oluru alınmadan başkasına yaptırılması veya davalı şirketin bizzat yapması yasaklanmış olmasına rağmen sözleşmenin imzasından 1 gün sonradan itibaren işlemlerin davalı şirketçe yürütülmesi ve davacı şirket temsilcisinin 10.12.1990 tarihli taahhüdü birlikte değerlendirildiğinde sözleşmenin tadil edildiği, davacı şirketin sözleşmenin 34. maddesinde üstlendiği edimleri yerine getirmemesi nedeniyle davalı şirketin vekaletten azıl ve sözleşmeyi feshetmesinin haklı olduğu, davacının belgeli harcamalarının 10.193.300 TL olup, taleple bağlı kalınarak bu miktarın tahsiline karar vermek gerektiği, munzam zarar açısından davacının iş bedeli alacağı bulunmadığı gibi, davalının temerrüdünün de olmadığı gerekçesiyle 10.000.000 TL nin dava tarihinden itibaren reeskont oranı üzerinden faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, müşavirlik hizmetleri sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Davacı, davalı şirketin kuruluşundan önce şirket dışındaki diğer davalılar ile sözlü, davalı şirketin kuruluşundan sonra ise, şirket ile yazılı sözleşme yapıldığını ve bu sözleşmeler gereğince bir kısım müşavirlik hizmeti verdiğini, ancak bedelini tahsil edemediğini iddia etmektedir.
Davalı şirketin kuruluşundan önce diğer davalıların davacıya vekaletname verdikleri ve davacının bu vekaletnameye dayanarak özellikle davalı şirketin kuruluşunun gerçekleştirildiği sabittir. Zira Ticaret Sicil Gazetesindeki şirket ana sözleşmenin onayına ilişkin ilanın altında davacı şirket elemanının kuruculara vekaleten hareket ettiği açıktır. O halde, davacının davalı Azime Ç hakkında şirket kuruluşu için verdiği hizmet karşılığı TTK. nun 22. maddesi gereğince ücret isteme hakkı bulunduğu gözetilmeden yazılı gerekçeyle hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
2- Öte yandan, davalı şirketin kurulmasından sonra da gerek şirkete ait otelin faaliyete geçirilmesi, gerekse Turizm Yatırım Teşvik Belgesi alımı ve diğer hizmetlerinde verildiği, davalı şirketin yazılı sözleşme hükümleri gereğince tamamlanan işler açısından da ücret ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiası, mahkemece, ilgili kurum ve kuruluşlardan gelen yazı içerikleri gereğince bu hizmetlerin davacı yanca verilmediği gerekçesiyle kabule değer görülmemiş ise de, davacı, işlemlerin şirket adına müvekkili şirketin elemanlarınca takip edildiğini, şirket kaşesi altındaki imzaların aslında vekaletnameye dayanılarak müvekkilinin elamanlarınca atıldığını ileri sürdüğüne göre, davacının bu iddialarına ilişkin delilleri ibraz ettirilip sonucuna göre karar vermek gerekirken, salt ilgili kurum ve kuruluşların davalı şirket tarafından takip edildiğine ilişkin yazılara itibar edilerek hüküm kurulması da bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 375.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy