(4721 S. K. m.779)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Finike Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.10.2002 tarih ve 1999/235 - 2002/199 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.11.2003 günde davacı avukatı Talat Apaydın gelip, davalı avukatı tebliğe rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili,taraflar arasında imzalanan taahhütname uyarınca davalı tarafa Finike-Elmalı enerji nakil hattını geçirme izni verildiğini ve sözleşme uyarınca müvekkilince 2000 yılı için belirlenen 15.468.750.000TL tahsis bedelinin davalı tarafça kısmen ödendiğini ileri sürerek, bakiye 12.751.464.928 TL'nin 6183 sayılı yasa gereğince gecikme zammı ve KDV'si ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, beş yıllık dönem sonunda yeniden değerlendirme oranının bir hesap yılı sonu itibariyle yapılacak değerlendirmede esas alınacak yeniden değerlendirme oranının bir önceki yılın aynı dönemine göre TEFE genel endeksinde meydana gelen artışlar dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu nedenle açılan davanın mevzuat ve tebliğlere aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece,taraflarca sunulan kanıtlar ve yaptırılan bilirkişi incelemelerine göre, taraflar arasındaki Taahhüt Senedi'nin 3'ncü maddesi hükmünde tahsis bedellerinin ne şekilde belirleneceğinin öngörüldüğü anılan Senedin 3/4 maddesi hükmüne göre, Tarım Orman ve Köy İşleri Bakanlığı'nın her beş yılda bir yukarıdaki esaslara bağlı olmaksızın para değerindeki yükselmeleri dikkate alarak belirleyebileceğinin kararlaştırıldığı, uyuşmazlığın davalı idarenin belirlediği tahsis bedelinin uygun olup olmadığı noktasında toplandığı,Taahhütnamenin imzalandığı 1989 yılında m2 birim fiyatının 50 TL iken bu tarihten 10 yıl sonra m2 birim fiyatına 50.000 TL değer biçilmesinin Devlet İhaleleri Genelgesindeki gayrimenkul kiralarında gösterilen artışa ve ayrıca sözleşme hükümlerine uygun bulunduğu,tahsis bedelinin belirlendiği tarihte 4531 sayılı yasanın henüz yürürlükte olmadığı,kaldı ki,anılan yasanın 6570 sayılı yasa kapsamındaki taşınmazlara uygulanabileceği ve adi kiraları kapsamadığı gerekçesiyle,davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı,davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, enerji nakil hattı için tesis edilen irtifak hakkı kira bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekili, davacı tarafından sözleşmenin son beş yılı için belirlenen kira bedelinin belirleme şeklinin sözleşme koşullarına uymadığı gibi, fahiş olduğunu savunmuştur.
Taraflar arasında imzalanan 01.08.1989 tarihli Taahhüt Senedi'nin 3ncü madddesinin1,2,3 hükümlerinde kira bedelinin nasıl ödeneceği ve yıllık artışların ne şekilde yapılacağı öngörülmüştür. Anılan Taahhüt Senedi'nin 3/4 maddesi hükmünde ise, "Tarım Orman ve Köy İşleri Bakanlığı her beş yılda bir yukarıdaki esaslara bağlı olmaksızın para değerindeki düşme ve yükselmeleri dikkate alarak yıllık tahsis bedelini ayrıca ve yeniden belirler ve yeniden yukarıdaki esaslara göre yürütüleceği" öngörülmüştür.
Taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık, davacı tarafın sözleşmenin üçüncü beş yılı (2000 yılı) için tespit ettiği kira bedelinin sözleşmenin 3/4 hükmüne uygun tespit edilip edilmediği noktasındadır. Anılan sözleşme hükmünde açıkça para değerindeki "düşme ve yükselmeler" dendiğine göre burada kastedilen enflasyon oranıdır. Mahkemece, bu hususta üç kez bilirkişi incelemesi yapılmış ise de, hiç birisinde enflasyon oranının dikkate alınmadığı ve söz konusu raporlarda geçerli olmayan kriterlerin esas alındığı tespit edilmiştir. Oysa, taraflar arasında daha önce bu konuda açılan davalarda da, enflasyon oranının baz alındığı da anlaşılmaktadır.
Şu halde mahkemece, yeniden bu konuda uzman bilirkişi veya kişilerden rapor alınarak taraflar arasındaki sözleşme hükümleri göz önünde tutulup, para değerindeki düşüş ve artışlar -enflasyon-oranı baz alınıp, bilimsel ve ekonomik somut verilere göre, davacının üçüncü beş yılda talep edebileceği kira bedelinin tespiti ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmek gerekirken, yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir
2-Bozma sebep ve şekline göre,davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının inc-elenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) No'lu bentte açıklanan nedenlerle,kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) No'lu bentte yazılı nedenlerle,davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy