(6762 S. K. m. 368, 372, 375, 381)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 5.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.12.2002 tarih ve 2002/1180 - 2002/1207 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.03.2004 günde davacı avukatı Niyazi S. ile davalı avukatı Şener Y. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, 19.02.2002 tarihinde yapılan şirket olağanüstü genel kurulundan önce müvekkili Nail'in çağrılmadığını, Aybars Z. 'in hissedarlığının ihtilaflı olmasına rağmen genel kurula katılıp oy kullandığını, hissedar olmayan şahsın yönetime seçildiğini ileri sürerek, genel kurul kararlarının iptalini istemiştir.
Davalılar vekili, husumetin şirket yerine denetçi ve iki ortağa yöneltilmesinin doğru olmadığını, toplantıya çağrının gazete ilanı ve iadeli-taahhütlü mektupla yapıldığını, davalının toplantıya katılıp muhalefet şerhi yazdıklarını, toplantıya çağrının % 65 pay sahibi ortağın istemi üzerine denetçi tarafından yapıldığını ve 1000 paydan 990 adedinin temsil edildiğini, Aybars Z. 'in Mehmet Ç. 'a ait 248.75 payı usulüne uygun olarak devraldığını ve devrin pay defterine kaydedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, husumetin şirkete yöneltilmediği gerekçesiyle, dava reddedilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Dava dilekçesinde davalı olarak G. Turistik ve Hediyelik Eşya Ticaret San. A.Ş. adına diğer davalılar gösterilmiş ve tebligatlarda yine şirket adına diğer davalılara tebliğe çıkarılmıştır. Davalılar vekili hem gerçek kişilerden hem de şirketten vekaletname alarak yanıt vermiştir. Dava dilekçesinde davalı olarak açıkça şirketin adı zikredildiği gibi içeriğinden de davanın şirkete yöneltildiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki, şirketin adı zikredilmemiş olsaydı dahi bu durum ancak temsilcide yanılma olduğunu gösterir ve temsilcide yanılma durumunda dahi davanın husumetten reddedilmeyip gerçek hasma davanın yöneltilmesi için davacıya fırsat verilmesi gerekirdi. O halde davada doğrudan şirket tüzel kişiliği de hasım olarak gösterildiğinden mahkemece işin esasına girilip sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde davanın husumet yokluğu noktasından reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 375.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy