(818 S. K. m. 42) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gebze Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.12.2002 tarih ve 1996/1010 - 2002/910 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete komşu alanda kömür ticareti yapan davalı şirketin, eleme ve depolama işlemleri sırasında oluşan tozların uçuşarak müvekkili şirketin ürettiği kablolara zarar verdiğini, fazla yalıtım malzemesi harcanmak zorunda kalındığını, temizlik giderlerinin arttığını, makinelerin ve filtrelerin daha sık arızalanması nedeniyle bakım periyodu kısaldığı için masrafın arttığını ileri sürerek, asıl davada 1996 yılı zararı için şimdilik 500.000.000.-TL. nın, birleşen davada ise, 1998 yılı Mart ve Eylül ayları arası doğan zarar için şimdilik 5.000.000.000.-TL. nın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, defter ve kayıtların esasa alınması gerektiğini ve davacının da tedbir almadığı için müterafik kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili her iki dava yönüyle temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen dava, haksız eyleme dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Asıl dava, davadan önce yaptırılan tespite dayalı olarak açılmış olup, 1996 yılının 7 nci ve 11 nci ayları arasında doğduğu iddia edilen zarar bölümünün tazmini istenmiştir. Hükme esas alınan ek raporda ise, 1997 yılının 7 nci ve 11 nci ayları arasındaki dönem için hesaplama yapılmış olup, mahkemece, davacının istemi dışına çıkılarak, asıl davada yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Öte yandan, hükme esas ek rapor, asıl ve birleşen dava bakımından, keşif tarihindeki gözleme ve varsayıma dayalı olarak düzenlenmiş olup, hükme esas alınmayan 04.05.2000 tarihli bilirkişi kurulu raporunda zarar miktarının dosya üzerinden belirlenemeyeceği, üretilen kablo miktarı bilinmeden, ayrıntılı bir çalışma yapılmadan sonuca gidilemeyeceği dahi bildirilmiştir. Davalı vekili, 06.11.1998 tarihli ilk raporu düzenleyen bilirkişi kurulundan alınan ek rapora karşı yaptığı itirazında, davacının aylara göre kablo üretim miktarı ile kullandığı yalıtım maddesi miktarının ve bunların maliyetinin, davacının ticari defter ve kayıtları üzerinden yaptırılacak inceleme ile ortaya konulması ve hassas bir imalat yaptığı iddiasında bulunan davacının basiretli bir tacir gibi davranmak suretiyle dışarıdan gelebilecek etkilere karşı önlem alıp almadığı noktasında müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının da üzerinde durulması gerektiği bildirilmiştir. Mahkemece, davalı vekilinin sonuca etkili ve esaslı bu itirazları üzerine ek rapor alınmamıştır.
Bu durum karşısında, mahkemece, bilirkişi kurulunda yer alan elektrik mühendisi yerine kablo üretimi konusunda uzman bir bilirkişi seçilerek, oluşturulacak yeni kuruldan, davalı vekilinin rapora itirazını tartışan ve denetime elverişli bulunan yeni bir rapor alınması, zarar miktarının kesin olarak tespit edilememesi halinde BK.nun 42 nci maddesindeki takdir hakkının kullanılması suretiyle, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, her iki davada verilen hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl ve birleşen davada verilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy