(1086 S. K. m. 382, 455, 456)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sultanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.02.2003 tarih ve 2001/71 - 2003/150 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı İsviçre Sigorta A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi P. Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı Kemal Ş'in kullandığı aracın müvekkiline çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiğini, tedavisinin halen devam ettiğini, kalıcı sakatlık ve işgücü kaybı olabileceğini, müvekkilinin kaza tarihinden beri çalışamadığını ileri sürerek, tedavi giderleri için 250.000.000.-TL, mahrum kalınan gelir için 750.000.000.-TL olmak üzere toplam 1.000.000.000.-TL tazminatın kaza tarihinden itibaren faiziyle tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle de, 6.914.149.866.-TL. sının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Kemal Ş vekili, olayın meydana gelmesinde davacının da kusurlu bulunduğunu, tazminat taleplerinin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, davacının kaza tarihinden itibaren faiz talebinde bulunmasının yasaya aykırı olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulü ile işgücü kaybı olarak 6.419.577.347.-TL ile 494.572.519.-TL tedavi giderinin kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı Kemal Ş'den alınmasına, davalı sigorta şirketinin davadan önce temerrüde düşürüldüğü kanıtlanmadığından tedavi gideri ve işgücü kaybı toplam 1.000.000.000.-TL. nın 23.01.2001 olan dava tarihinden itibaren, 5.669.577.347.-TL. nın ıslah tarihi olan 23.12.2002 tarihinden itibaren yine tedavi gideri 244.572.000.-TL. nın ıslah tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden poliçedeki limit ile sınırlı olarak alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı İ. Sigorta A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, haksız fiilden doğan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sı yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HUMK. nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, hüküm açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Hatta Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda mahkemece kısa kararda, davalı sigorta şirketinin sigorta limitiyle sınırlı olarak kazanç kaybı ve tedavi gideri toplamı olan 6.914.150.000.-TL. sından kaza tarihinden itibaren sorumluluğuna karar verilmesine rağmen, gerekçeli kararda davalı sigorta şirketini dava ve ıslah tarihlerinden itibaren faiz ile sorumluluğuna şeklinde karar verilerek kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun yazılmaması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, davacı vekilinin 02.05.2003 tarihli dilekçesi üzerine mahkemece 05.05.2003 günlü karar ile, hüküm fıkrası tavzih edilerek davalı sigorta şirketi yönünden bu kez toplam tazminat miktarı olan 6.914.150.000.-TL. sının dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte sigorta limiti ile sınırlı olarak tahsiline karar verilmekle, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt faizinin başlangıç tarihi yeniden değiştirilmiştir.
Hükmün tavzihi için öncelikle HUMK. nun 456 ncı maddesi hükmü gereğince, tavzih talebini içeren dilekçenin karşı tarafa tebliğ edilmesi gerekir. Öte yandan, HUMK. nun 455 ve devam eden maddeleri uyarınca hükmün tavzihi, hükmün müphem ve gayrivazıh olması veya mütenakız fıkraları ihtiva etmesi halinde mümkündür. Tavzih yolu ile hüküm fıkrasında bir değişiklik yapmak ise mümkün değildir. Davalı taraflara tebliğ dahi edilmeyen davacı vekilinin tavzih talebini içeren dilekçe üzerine, temerrüt faiz başlangıç tarihini tavzih yolu ile değiştiren 05.05.2003 günlü mahkeme kararı da HUMK. nun 455 ve devam eden maddelerine açıkça aykırı olup, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, davalı sigorta şirketi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı sigorta şirketi vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy