(6762 S. K. m. 1295/2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 2 Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29.1.2003 tarih ve 2001/948-2003/87 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G. Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya ait iki adet kuru yük gemisinin müvekkili tarafından tekne sigorta poliçesinin düzenlendiğini, poliçe primlerinin yapılan ihtara rağmen davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, 40.031.000.000.TL. nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, poliçelerin tanziminden sonra yaşanan ekonomik kriz nedeniyle poliçe primlerinin ödenemediğini, bu nedenle poliçenin iptal edildiğinin davacı tarafından bildirildiğini buna rağmen poliçe süresinden sonra bu dava ile haksız kazanç sağlamaya çalışıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davacı sigortacının prim borcunun ödenmemesi üzerine fesih hakkını kullanmadığı, sigorta poliçesinden doğan yükümlülüğün devam ettiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 31.810.238.684.TL. nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tekne sigorta poliçesinden kaynaklanan prim alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı sigorta şirketinin, davalının tasarrufundaki iki adet yük gemisini 08.07.2000 başlangıç tarihli sigorta poliçeleri ile teminat altına almış olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, sigorta poliçesine ait primlerin bir kısmının yatırılmış olup olmadığı ve poliçenin kendiliğinden münfesih hale gelip gelmediği noktalarında toplanmaktadır.
Davacı vekili, dava dilekçesi ile davalının hiç prim ödememiş olduğunu ileri sürmüş iken yargılama sırasında bir kısım primlerin önceden ödenmiş olması nedeniyle bu davada bakiye primlerin istendiğini belirtmiş, davalı ise hiç prim ödemesi yapmadığını, davacı tarafından ödendiği ileri sürülen primlerin önceki sigorta poliçelerine ait ödemeler olduğunu savunmuştur.
TTK. nun 1295/2. maddesine göre, mal sigortalarında sigortacının sorumluluğu, primin veya ilk taksitin ödendiği tarihte başlar. Sigortacının, poliçeye ait prim veya peşinatın hiç ödenmemesi durumunda sigorta süresi içerisinde meydana gelebilecek rizikoda oluşan zararı ödeme yükümlülüğü bulunmamasına göre, somut olayın özelliği dikkate alındığında sigorta akdinin bitiminden sonra sigortacının, prim ödemesi gerçekleşmemesi nedeniyle yüklenmemiş olduğu rizikonun primini isteyebilmesi de mümkün değildir.
Bu durumda, somut olayda davalının bir kısım primleri ödemiş olup olmadığı önem kazanmakta olup, mahkemece davacının ibraz ettiği ödeme kayıtlarının niteliği ve davaya konu poliçeler ile ilgili olup olmadığı aydınlığa kavuşturulmamıştır. O halde, mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda inceleme yapılarak, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy