(6762 S. K. m. 1299) (3065 S. K. m. 29)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 05.02.2003 tarih ve 2002/246 - 2003/57 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi V. Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı sigorta şirketine kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu, 31.11.2001 tarihinde rizikonun gerçekleştiğini, davalının hasar bedelini ödediğini ve fakat KDV bedelinin ödenmeyeceğini bildirdiğini, oysa poliçe genel şartlarında KDV ödenmeyeceğine dair bir hüküm bulunmadığını ileri sürerek, 1.499.250.000.-TL KDV'nin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 3065 sayılı KDV Kanunu'nun 29 ncu maddesine göre KDV'nin mahsubunun mümkün olduğunu, müvekkilince ödenmesi halinde sebepsiz zenginleşme sözkonusu olacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlara göre, davalı sigorta şirketi meydana gelen hasar bedeli ve KDV'sinden sorumlu ise de, kazanın 31.11.2001 tarihinde meydana geldiği konusunda bir ihtilaf bulunmadığı, sigorta poliçesinin 27.11.2000 ile 27.11.2001 tarihleri arasında geçerli olduğu, bu durumda dava konusu hasarın poliçe kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigortası poliçesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı sigorta şirketine kasko sigortalı olduğunu, kazaya uğraması sonucu hasar bedelinin ödendiğini ve fakat anılan zarara ilişkin faturada belirtilen KDV'nin ödenmediğini ileri sürerek, KDV bedelinin tahsilini istemiştir. Davalı vekili, davacının KDV'yi mahsup edebileceğini ve kendilerince ödenmesi halinde sebepsiz zenginleşme söz konusu olacağından davanın reddini istemiştir. Mahkemece, kaza ve hasarın teminat kapsamında olmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa görüldüğü üzere, taraflar arasında kazanın teminat kapsamında olup olmadığına dair bir uyuşmazlık yoktur. Aksine davalı sigortacı asıl hasar bedelini dahi, ödemiştir. Bu durumda uyuşmazlık, davalı sigortacının KDV'den sorumlu olup olmayacağı hususundadır.
Şu halde mahkemece, hasarın teminat içerisinde olduğu kabul edilerek işin esası hakkında bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy