(6762 S. K. m. 1269, 1270)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 7.5.2003 tarih ve 2001/758-2003/259 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı nezdinde kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olduğunu, teminat kapsamında hasarlanmasına rağmen, davalının sigorta tazminatını ödemediğini idida ederek, 3.885.150.000 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iş bölümü itirazında bulunarak, hasarın alkolün etkisiyle meydana geldiğini, tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın, davacının aldığı alkolün etkisiyle bozulan dikkat, hız kontrolü ve konsantrasyon yeteneği sonucu meydan geldiği, gerçekleşen rizikonun poliçe teminat kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kasko sigortasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu sigorta poliçesi incelendiğinde, dava dışı Koçfinans A.Ş, dain ve mürtehin olarak gösterilmiştir. Dava dışı Koçfinans A.Ş. TTK.nun 1269 ncu maddesi hükmü uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı Yasa'nın 1270 nci maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda, sigortalı durumda olan rehin hakkı sahibi olduğuna göre, sigortadan tazminat talep etme hakkı da öncelikle ona ait olması gerekir ve sigorta ettiren ancak malı dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatını almak ve o suretle sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat isteme hakkına sahip olur.
Mahkemece, böyle bir durumda davacılık sıfatının araştırılması bakımından yapılacak iş; davacıya asıl dava ve talep hakkına sahip sigortalı Koçfinans A.Ş'nden davaya muvafakat veya icazetleri olduğunu belgelendirmesi için süre verilmeli, bu usuli işlem tamamlandığı takdirde poliçe aslı ibraz ettirildikten sonra sigortalı Koçfinans A.Ş yararına rehin tesisi edilip edilmediği araştırılmalı ve bu araştırmalar sonucu dava dışı Koçfinans A.Ş'nin araç üzerinde rehin hakkı bulunduğu, dolayısıyla bu sigortadan dolayı menfaati olduğu anlaşıldığı takdirde aracın maliki sıfatı ile sigorta akdini yapan davacının da dava hakkının bulunduğunun kabulü ile işin esasına girmekten ibarettir. Mahkemece, bu yönler dikkate alınmadan işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Kabul şekline göre de, hükme esas alınan bilirkişi raporu alınış şekli ve içeriği bakımından karar vermeye elverişli nitelikte değildir. Kural olarak, sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması hasarın teminat dışı kaldığı sonucunu doğurmaz. Hasarın teminat dışı kaldığının kabulü için, kazanın, sadece alkolün etkisiyle gerçekleştiğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu durumda, nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişi heyetine inceleme yaptırılıp, olayın oluş şekli, hava, yol durumu ve diğer unsurlar bir bütün olarak değerlendirilip, rizikonun salt alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da rol oynayıp oynamadığının saptanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece bu açıdan bir inceleme yaptırılmış ise de, nöroloji uzmanı oluşturulan kurula katılmadan, sadece adli rapordaki alkol kaydına atıf yaparak ve hiçbir gerekçe göstermeden kazanın alkolün etkisiyle meydana geldiği yönde görüş bildirmiştir. Diğer iki bilirkişi de anılan bu görüşe istinaden rapor tanzim etmişlerdir. O halde, mahkemece yukarıda açıklandığı şekilde bilirkişi kurulu oluşturulup, bahsedilen esaslar dahilinde inceleme yaptırılıp sonucuna göre bir karar verilmemesi de doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy