(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 276)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kastamonu Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.03.2003 tarih ve 2002/803-2003/336 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin kayden maliki bulunduğu aracın dava dışı sürücünün alkollü olarak üçüncü şahsın aracına çarpması nedeniyle, müvekkilinin kayden maliki bulunduğu aracın trafik sigortacısı olan davalı yanca, dava dışı 3 ncü şahsa ödenen meblağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığını ileri sürerek, icra takibinin iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kaza esnasında dava dışı sürücünün 227 promil alkollü olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, poliçe genel şartlarının 4/c. Maddesi uyarınca sürücünün alkollü olması sebebi ile davalının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, ZMSS poliçesine dayanarak davalının başlattığı takip üzerine davacının açtığı menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece, sürücünün sadece alkol alması olgusunu yeterli görerek, yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından mahkemece, nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konularında uzman bir bilirkişinin de yer aldığı kurul tarafından, olayın salt alkol etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekmektedir. Dairemizin kökleşen uygulaması da bu yöndedir. Mahkemece, değinilen hususlar gözetilmeksizin, uzmanlık alanı itibariyle yetersiz ve HUMK.nun 276 ncı madde hükmüne aykırı şekilde iki kişilik bilirkişi kurulunun verdiği rapora dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy