(5590 S. K. m. 9/3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada M. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.05.2003 tarih ve 2002/239 - 2003/320 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı temsilcisi, davalı şirketin ticari muamele yapmak üzere şube niteliğini haiz olarak Menemen'e perakende satış mağazası açtığını, işyerini tescil ettirmeleri yönündeki ihtara davalının olumsuz cevap verdiğini ileri sürerek, davalının M. Ticaret Sicili'ne kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin İ. Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı olup, M'de bulunan mağazanın ayrı bir muhasebecisi olmadığını, müstakil ticari işlem yapmadığından şube niteliği bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, M.'de faaliyet gösteren T. Mağazası'nın günlük hasılatının merkeze ait banka hesabına aynı gün yattığı, personel alımlarının, işine son verilmesinin maaşların ödenmesinin merkez tarafından yapıldığı, satış mağazası olarak addolunması gerektiği, tek başına işlem yapabilme yeteneğinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları Hakkındaki Kanun'un 9. maddesinin, 3. fıkrasında, bir merkeze bağlı olduğu halde müstakil bir sermayesi ve muhasebeci bulunan veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi olmadığı halde, kendi başına ticari muamele yapan yerlerin şube sayılacağı öngörülmüştür.
Zira; 5590 sayılı Kanun'un 9. maddesinde öngörülen kriterlerin, özellikle davalı şirkete ait mağazanın müşteriye icapta bulunduğunun ve bu icap üzerine müşterinin de kabulü ile ticari ilişkinin kurulduğunun bir gerçek olduğu göz önüne alınarak, mağazanın ticari muamele yaptığının kabulü gerekir. Kaldı ki, günümüzdeki elektronik iletişim araçlarının gelişmesi nedeniyle, ticari işletmeye ilişkin muhasebe işlemlerinin şubelerde dahil olmak üzere bir merkezde bilgisayar ortamında tutulabilmesi imkanlarının bulunması karşısında, şubeler açısından ticari işletme niteliğinin belirlenmesi noktasında muhasebe işlemlerinin şubede veya merkezde tutulmasının artık ayırıcı bir kriter olarak belirlenmesi ve uygulanması doğru olmaz. Bu itibarla mahkemece, davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy