(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 8, 9)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.04.2003 tarih ve 2002/741 - 2003/411 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi P. Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların maliki ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı oldukları aracın müvekkili şirkete kasko poliçesi ile sigortalı araca tam kusurlu olarak çarpması sonucu meydan gelen hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, ödenen 6.610.000.000.-TL. sının faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Firdevs vekili, müvekkilinin ikametgâhı ve kaza yerinin Çorum olduğunu, bu nedenle yetkili mahkemenin Çorum Mahkemeleri olduğunu savunarak, davanın yetki yönünden reddini istemiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, davalıya ait aracın zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigortalı olduğunu ve kusur durumu da dikkate alınarak belirlenecek hasar bedelinden poliçe teminatıyla sınırlı olarak sorumlu olduğunu savunarak, fazla talebin reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların tamamı hakkında ortak yetkili mahkeme olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddine, talep halinde dosyanın yetkili ve görevli Çorum Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat alacağının rucüen tahsili istemine ilişkindir. TTK. nun 1301 nci maddesi hükmü gereğince sigortacı sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve bu sebeple sigortalının hak ve yetkilerine sahip olur. Bu halefiyet ilkesi gereğince sigortalı zarar sorumluluklarına karşı tazminat davasını hangi yer mahkemesinde açması gerekiyor ise, sigortacının da rücu davasının aynı yer mahkemesinde açması gerekmektedir. O halde, sigortacının zarar sorumluluklarına karşı açtığı davada kural olarak HUMK. nun 8 nci maddesi uyarınca davalının ikametgâhı mahkemesi yetkilidir. HUMK. nun 9/f.2 nci maddesi uyarınca birden fazla davalı bulunduğu takdirde davalılardan birinin ikametgâhının bulunduğu yer mahkemesinde davanın açılması mümkündür. Ancak, davanın sırf davalılardan birini kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı kanaatine varılır ise, onun hakkındaki davanın tefriki ile yetkisizlik kararı verilmesi gerekir. Somut olayda, davanın davalı T. Sigorta A.Ş.nin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde açıldığı, bu davalının yetki itirazının bulunmadığı, yetki itirazında bulunan davalı Firdevs vekilinin, kendilerinin başka bir mahkemeye getirilmesi için davanın diğer davalının ikametgâhında açıldığı hususunda delil ve emarelerinin de olmadığının anlaşılmasına göre, mahkemece usul hükümlerine uygun olarak yetkili mahkemede açılan dava için davalı Firdevs vekilinin yaptığı yetki itirazının reddedilerek, davanın esasına girilmesi gerekirken, yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmediği gibi, yetki itirazında bulunmayan diğer davalı T... Sigorta A.Ş. hakkında da yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy