(6762 S. K. m. 531, 532) (6183 S. K. m. 35)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Üzümlü Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.03.2003 tarih ve 2002/58 - 2003/16 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili belediyenin davalı belediyelerle bir araya gelerek Ü San. Ltd. Şti.ni kurduklarını, parasal yükümlülüklerini yerine getirmediklerinden dolayı şirketin finansman sorunu yaşadığını, SSK ve Mal Müdürlüğü'nün cebri icra yoluyla alacaklarını tahsil etmeye başladıklarını, müvekkilince şirkete ait 112.438.752.976.-TL borcun ödendiğini iddia ederek, davalıların paylarına düşen 22.487.750.595.-TL.nın rucüen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının dilekçesinde açıkladığı şirketi tek başına idare ettiği, müvekkillerine şirketle ilgili hiçbir bilginin verilmediğini, kendi isteği doğrultusunda borçlandırdığını, şirketin mal varlığının borçlarını karşılayabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, TTK. nun 518 ve 532 nci maddelerine göre limitet şirketlerde ortakların koymayı taahhüt ettikleri sermaye miktarınca ortaklığa ve diğer ortaklara karşı sorumlu oldukları, davalı belediyelerin 500'er milyon TL sermaye borçlarının bulunduğu, ödemedikleri, davacının kendi sermaye borcunu aşar şekilde şirket adına ödeme yaptığı, davalılardan 500'er milyon TL isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, her bir davalıdan 500 milyon TL. nın tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limitet şirketin kamu borcunu ödeyen ortağın payına düşen kısmı aşan miktarın diğer ortaklardan payları oranında tahsili istemine ilişkindir.
Bir sermaye şirketi türü olan limitet şirketlerde ortaklar açısından sınırlı sorumluluk ilkesi geçerlidir. Ortağın asıl borcu, taahhüt ettiği sermayeyi ödemektir. Sermaye borcunu tam olarak yerine getiren ortağın sorumluluğu sona ermektedir. Türk Hukukunda ortaklar, limitet şirketin borçlarından şahsen sorumlu değildirler.
Ancak, sınırlı sorumluluk ilkesinin, TTK. nun 532 nci maddesinde düzenlenen açığı kapama yükümlülüğü, TTK. nun 531 nci maddesinde hüküm altına alınan selef sıfatıyla sorumluluk gibi istisnaları da mevcuttur. Bu istisnalardan biri de kamu borçlarından dolayı sorumluluk halidir. Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun'un 4369 sayılı Yasa ile değişik 35 nci maddesi, limitet şirket ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağını ve bu kanunun hükmüne göre takibe tabi tutulacağını hükme bağlamıştır. Ortağın anılan bu borcu, onun limitet şirkete karşı taahhüt ettiği veya ödediği sermaye borcundan ayrı, bağımsız bir borçtur. Sorumluluk, sermaye payı oranıyla sınırlıdır. Fakat, bahse konu borcun doğabilmesinin ön koşulu, amme borcunun limitet şirketten tahsil imkanının bulunmamasıdır. Başka bir anlatımla, amme borcunun muhatabı şirketten tahsili yoluna gidilmesine rağmen, bunun tahsilinin mümkün olmaması halinde ortakların sorumluluğu söz konusu olur.
Uyuşmazlık konusu olayda davacı, davalılarla ortak bulunduğu limitet şirketin vergi ve SSK borçları dahil 112.438.752.976.-TL borcunu ödediğini iddia etmiştir. Mahkemece davalıların taahhüt ettiği sermaye miktarları dikkate alınarak sorumluluklarına hükmedilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi, ortakların sorumluluğu bakımından da yanlış hukuki değerlendirme içermektedir. Yukarıda değinildiği üzere, kamu borcundan dolayı ortakların sorumluluğu, mahkemenin kabulünün aksine, belli şartların varlığında sermaye miktarı ile değil, sermaye payları oranındadır. Ayrıca, davacı ortağın ödediğini iddia ettiği borcun tamamının amme alacağı olup olmadığı, borcun kaynakları, gerçek miktarı, ödemeler anındaki limitet şirketin mali durumu, aktif ve pasifleri, uyuşmazlık konusu borçların ödendikleri tarihlerde borçların asıl muhatabı şirketten tahsil imkanı olup olmadığı, davacının bu borçları hangi koşullarda ödediği, dava hakkı ve rucu koşullarının bulunup bulunmadığı üzerinde hiç durulmamıştır. Anılan yönler incelenmeksizin davalıların taahhüt ettikleri sermaye borçları tutarında sorumluluklarına hükmedilmiş ise de, temyiz eden sıfatına göre bu miktarlar itibariyle hüküm kesinleşmiştir. Davacı vekili, davalı ortakların sermaye payları oranına göre sorumlu oldukları miktarın daha fazla olduğunu iddia etmiştir. O halde, mahkemece yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda araştırma ve gerektiğinde şirket kayıtlarında bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy